(ANKARA) - Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Mekke Anlaşması'nın 'egemen politika zincirinin bir halkası' olduğunu belirterek, 'Ortada bir Türk-Kürt-Arap ittifakı yoktur. Saray burjuvaları ile bir avuç sermayedarın doymak bilmez servet-zenginlik düşkünlüğü vardır. Fon vurgunu-soygunu bu gerçeğin hem parçası hem de en somut ve açık göstergesidir. Fon vurgunu-soygunu, saray rejimi içinde bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor' ifadesini kullandı.

Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Mekke Anlaşması'nın Uygun Bulunduğuna  Dair Kanun Teklifi'nin Dışişleri Komisyonu'nda kabul edildiğini belirterek, 'Burjuvalaşmış Suudi Monarşisi ve sarayının egemenliğinin sürmesi için kan dökme siyasetine ve bunun bir parçası olan Mekke Anlaşması'na destek vermek bizim açımızdan işçi sınıfına, halka ve ülkeye karşı yapılan yeni bir ihanettir. Türkiye'de olabildiğince güdük hale gelmiş olan Cumhuriyet'in ve kırıntı halindeki demokratik kazanımların baş düşmanı olan politikalar nelerdir? Ucuz emek sömürüsüne ve tüm kaynakları yerli ve yabancı tekellere, holdinglere ve sermaye sınıfına aktaran ekonomi programı ve politikalarıdır. 'Aktif dış politika', 'Türkiye Yüzyılı', 'terörsüz Türkiye-Terörsüz bölge' propagandaları eşliğinde yürütülen ve açıkça ABD işbirlikçisi, üstü örtük siyonist İsrail ortaklığı temelinde yürütülen, yeniden paylaşımdan pay kapma kavgasıdır' dedi.

İYİ Partili Türkkan, Bulgaristan'dan emekli aylığı alan vatandaşların sorunlarını Meclis gündemine taşıdı
İYİ Partili Türkkan, Bulgaristan'dan emekli aylığı alan vatandaşların sorunlarını Meclis gündemine taşıdı
İçeriği Görüntüle

Bayhan, şunları kaydetti:

'Mekke Anlaşması da bu egemen politika zincirinin bir halkasıdır. Ortada bir Türk-Kürt-Arap ittifakı yoktur. Saray burjuvaları ile bir avuç sermayedarın doymak bilmez servet-zenginlik düşkünlüğü vardır. Fon vurgunu-soygunu bu gerçeğin hem parçası hem de en somut ve açık göstergesidir. Fon vurgunu-soygunu, saray rejimi içinde bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Başta AKP üyesi ve taraftarları ile Cumhur İttifakı'na destek verenler olmak üzere, emekçi halk kesimleri içerisinde hoşnutsuzluk ve tepki büyüyor. Vurgun ve soygun, küçük ve orta ölçekli sermaye çevrelerinin kayıpları ve tepkisini de artırıyor. Uluslararası alanda yaşanan kara para başta olmak üzere yabancı sermaye bağlantıları trafiğindeki sıkışmışlık da derinleşiyor.

CANLI VE YENİ BİR DÖNEMECİN HABERCİSİ

Özcesi, bütün bunlar sermaye ve saray rejimi açısından sorunları ve açmazları daha da artırmış durumda. Öte yandan, birçok Avrupa ülkesinde uygulanan silahlanma ve savaş odaklı sermaye programlarına karşı gençliğin, işçilerin, emekçilerin tepkileri ve mücadelesi yeni bir yükseliş dönemine girmiş görünüyor. Süreç Hollanda ile başladı. Fransa, İtalya, Sırbistan, Arnavutluk, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde çeşitli düzeylerde kitle mücadeleleri, grev ve direnişler yaşanıyor. Bu mücadelelerin emek-sermaye eksenli bir hat üzerinde yükselerek devam edeceğini öngörebiliriz. Başta Avrupa olmak üzere, dünya genelinde kimi ülkelerde yaşananlar, sermaye programları-karşı devrim politikaları ile sömürülen ve ezilen halk kitlelerinin hak mücadeleleri, devrimci-demokratik güçleri arasındaki mücadele açısından canlı ve yeni bir dönemecin habercisi olabilir.

Erdoğan, saray rejimi ve Cumhur İttifakı'nın sözcüleri, gençlere ve bütün halka Avrupa ülkelerinde yaşanan mücadeleleri 'örnek almayın' diyerek tehditler savuruyor. Oysa bütün dünyada ve Türkiye'de başta ABD olmak üzere emperyalizme, işbirlikçiliğine, sermayenin sömürü, baskı ve savaş politikalarına karşı işçilerin, emekçilerin, öğrencilerin başta olmak üzere gençlerin ve kadınların dayanışmasını, özgüvenini, birliğini ve mücadelesini büyütmekten başka bir çıkış yolu yoktur. Dünyanın bütün ülkelerinde irili ufaklı bütün ilerici, demokrat, devrimci sosyalist parti ve örgütlerin bu durumu görerek sömürülen-ezilen halk kesimleri ve gençlik içerisinde mücadeleyi yükseltmeye ve örgütlenmeye seferber olması gerekir. Tek tek ülkelerin, onun bir parçası olarak Türkiye'nin ve dünyanın geleceği, emperyalist-kapitalist boyunduruktan, otoriter, baskıcı-faşist rejim örgütlenmelerinin yükselişini durdurmak ve işçi sınıfı ile ezilen halkların gerçek kurtuluşuna ulaşmak için başka çıkış yolu yoktur.'

Kaynak: ANKA