Haber: Beril KALELİ/Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(BURSA-İSTANBUL) İstanbul'da pazarda 25-30 liraya satılan salçalık domatesin, tarlada 3,5-4 liraya kadar gerilemesi üreticileri isyan ettirdi. Karacabey Ovası'nda ANKA'ya konuşan üreticiler 'Canımız çıktı! Herkes kan ağlıyor! Ciğerimiz yanıyor! Bu enkazın altından biz kalkamayız. Tarım Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı... Gelsin bizim borçlarımızı nasıl yapıyorsa yapsın, halletsin... Güneydoğu'dan buraya işçi gelmiş, çalıştırmışız, tarlada domates toplatıyoruz, onların parasını ödeyemiyoruz. İşçi demek bir alın teri, alın terini veremiyorum. Nasıl vereceğim?' diye dert yandı.
ANKA, Türkiye'nin salçalık domates üretimi açısından önemli bölgelerinden biri olan Bursa Karacabey Ovası'ndaki çiftiçilere mikrofon uzattı.
Bursa'nın Karacabey Ovası'nda domates üreticileri, artan girdi maliyetleri, düşen alım fiyatları ve sanayicilerin uzun vadeli ödeme dayatmaları nedeniyle 'Cinnet geçirecek noktaya' geldiklerini belirterek tepki gösterdi. Geçen yıl kilogramı 4 ila 5 liradan alınan salçalık domatesin bu yıl maliyetlerin altında kalarak 3,5-4 liraya kadar gerilediğini ifade eden üreticiler, alıcıların ödemeleri önümüzdeki yılın ilk aylarına bırakması nedeniyle işçi ve nakliye masraflarını dahi ödeyemez hale geldiklerini söyledi.
2022 yılında salça ihracatına kota getirilmesi ve ithalatın yıldan yıla düşmesiyle birlikte salçalık domates üreticisinin dengesinin bozulduğunu ifade eden Yenisarıbey Mahallesi Muhtarı da olan çiftçi Abdullah Erol, Karacabey çiftçisinin çaresizliğini, 'Diğer ektiği ürünlerden de bir şey kazanamıyor. Danelik mısır ekti önceki yıllarda, kazanamadı. Şeker pancarı ekti, kazanamadı. Buğday ekti, kazanamadı. İnsanlar da bir umut olarak domatese yine yöneldiler... Salçalık domatese yönelik burada herkes bak domates toplama makinesi aldı. Bunlara da iş vermek gerekiyor' şeklinde dile getirdi.
'CİNNET GEÇİRECEK NOKTAYA GELDİK'
'Biz tarım ürünü yapıyoruz. Bakkal dükkanı değil ki kapatıp gidesin. Tarım yapıyorsun, nasıl bırakacaksın? 5 gün sonra çürüyecek' diyen Karacabey Ziraat Odası Başkan Yardımcısı Ramazan Düzen de salça firmalarının üreticinin çaresizliğini fırsat bildiğini ifade etti. Düzen, 'İhtiyaçlı olduğunumuzu hissettikleri için zaten bu duruma bizi sokuyorlar. Geçen senenin üretim maliyetinin altında mal alıyorlar. Yani burada sanayicinin art niyetli olduğu ortaya çıkıyor. Faiz hesabı mı yapıyorsun kardeşim. Mallarımızı 4 liraya, 3 liraya düşürdün. Biz şu anda işçi paralarını, nakliye paralarını ödeyemiyoruz. Cinnet geçirecek noktaya geldik' ifadelerini kullandı.
Alım fiyatlarına ilişkin, 'Bu fiyatlara gerekirse Bakanlığımız müdahale etsin' diyen Düzen artan tarım maaliyetlerine de dikkat çekti. Geçtiğimiz sene 10 milyon lira zarar ettiğini aktararak Düzen, 'Bu enkazın altından çiftçi kalkamaz. Bu enkazı kaldıracak Tarım Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı. Gelsin bizim borçlarımızı nasıl yapıyorsa yapsın, halletsin. Bizim üretim yapma şansımız yok. Eğer bizim borçlarımızı uzun vadede faizsiz bir şekilde yaymazlarsa, önümüzü açıp bize yeni bir kredi imkanı sağlamazlarsa üretim yapma şansımız yok' dedi.
'33 YILDIR BU İŞİ YAPIYORUM İLK DEFA BU KADAR ÇARESİZ HİSSEDİYORUM KENDİMİ'
Çiftçiler bugün en acil ihtiyaçlarının ise fabrikaların ödemelerini bir an önce yapması olduğu vurguladı. İşçilerin ödemelerinin zamanının geldiğini belirten Erol, 'Şu anda fabrikalar diyor yüzde 40'ı peşin, yüzde 60'ı, 70'i Ocak, Şubat vade. Ancak hesap ettiğinde bu tarladaki hasat maliyetlerini karşılayamıyor ödedikleri para işçiye para veremiyor. Güneydoğu'dan buraya işçi gelmiş, çalıştırmışız. Biz bu arkadaşlara nasıl cevap vereceğiz, nasıl memleketlerine göndereceğiz? 33 yıldır bu işi yapıyorum, ilk defa bu kadar çaresiz hissediyorum kendimi. İşçi demek bir alın teri, alın terini veremiyorum. Fabrikalara en azından işçi parasını ödeyecek kadar bu çiftçiye ödeme yapmaları gerekiyor' diye konuştu.
BAKANLIKLARA ÇAĞRIDA BULUNDULAR
Düzen de mağduriyetlerinin giderilmesi için Tarım ve Ticaret Bakanlıklarına seslenerek, 'Biz siyaset yapmıyoruz, siyasetçi de değiliz. Ama Sayın Bakanım, Ticaret Bakanım; soğana nasıl müdahale ediyorsanız pahalandığı zaman, bu ürün de düştüğünde gelin bu adamların kulaklarını mı çekiyorsunuz, fabrikalarını mı tehdit ediyorsunuz, ne yapacaksanız yapın. Bizim ürünlerimizi alsınlar, paramızı da ödesinler. Ödemiyorlarsa, zarar ediyorsak kapatsın fabrikasını gitsin, biz de battığımızı bilelim' şeklinde konuştu.
Üretici temsilcilerinin sorunlarına ilişkin açıklamaları şöyle:
Ramazan Düzen: '3 yıldan beri diğer ürünler para kazanmadığı için sebze ekiminde artış var ister istemez. Katma değerli ürün ekmek istiyor insanlar. Domates, karpuz, biber, bahçe biberi ekmek istiyor. Çünkü kurtuluş şansı yok, borcu var adamın. 1000 dönüm mısır eksen evi geçindiremezsin, 1000 dönüm buğday eksen evi geçindiremezsin. Ülke bu duruma geldi yani. Mecburiyetten nereden sopa yediysen oraya gidersin. Biz de domatesten batıyoruz, yine domates yapmak zorunda kalıyoruz. Çünkü başka kurtuluş şansımız yok. Ama bu sene son. Yok yani, başka bir şansımız yok.
Fabrikalar, sanayici de çok kötü niyetli şu anda. Kötü niyetli olduğunu daha önceden biliyorduk ama bu kadar bilmiyorduk, ortaya çıkardı. Kardeşim (tonu) 3 bin 500 liraya domates alıp, 4 bin liraya domates alıp da şubat vadeli olur mu? Bak, nakliye işte, adam indirecek parasını isteyecek. İşçi topluyor, işçi parasını isteyecek. Bizim esas sıkıntımız 20 gün sonra. 20 gün sonra ben bu paraları nereden ödeyeceğim? Şu anda kendimiz mülkiyetimizi satsak borçları ödeyemiyoruz.
'CANIMIZ ÇIKTI'
3 yıldan beri özellikle sebze tarımında çok kötü bir noktaya geldik. Tamam, serbest ekonomi piyasası var, doğru. Malı 1 liraya da alırsın, 10 liraya da alırsın. Ama o değil ki. Madem Sayın Ticaret Bakanımız, Tarım Bakanımız devreye girsin. Çekin bunların kulaklarını. İl Tarım Müdürleri biliyor, İlçe Tarım Müdürleri biliyor. Geri dönüş yok. Serbest ekonomi piyasası... Adam 3 liraya da alacak, 4 liraya da alacak, parayı istediği zaman ödeyecek. Bizim canımız çıktı. Psikolojik sınır noktasına geldik.
Ticaret bakanına, Tarım Bakanıma özellikle sesleniyorum. Biz siyasetçi değiliz. Ben Ziraat Odası yöneticisiyim. Bak herkes kan ağlıyor. Bugün soğan pahalandığında müdahale edebiliyorsan, serbest ekonomi piyasasını aşıp ithalat primini 45'ten vergisini 5'e düşürüyorsan, o zaman domates için de bu fabrikacılarla konuşun, bizim paralarımızı ödesinler.
Soğan neden pahalandı? 3 yıldan beri tarlada soğan süren adamı görmedin. Sen bunu görmeyince bugün rüzgar ekersen fırtına biçersin kardeşim, ne yapacaksın yani? Başka bir şey biçemezsin.
Artık paraları ödemeyen fabrikaları ifşa edeceğiz. Gideceğiz kapısının önüne, isterse bizi mahkemeye versinler, ifşa edeceğiz kardeşim. Buramıza geldi. Ya ciğerimiz yanıyor. Hepimizin çoluğu çocuğu var. Ben 20 gün sonra işçi parasını nereden ödeyeceğim? Orta halli bir çiftçiyim, 700-800 dekar yer ekiyorum. Sebze ekiyorum ben, üretim yapıyorum. İki tane kızım yüksek ziraat mühendisi kızım var, yüksek ziraat mühendisi damadım var, harita mühendisi oğlum var, bir tane de lise mezunu oğlum, hepsi benim yanımda çiftçilik yapıyoruz biz kardeşim. Ama maaşımız kalmıyor. Böyle giderse devam edemez, edemeyiz. Benim büyük ihtimalle bu sene son; çünkü üretme şansımız kalmadı. Nasıl üreteceğiz? Geçen sene 10 milyon zarar. Artık tarım maliyetlendi, tarımda öyle gördüğünüz gibi değil. Bugün 100 dönüm domates eken adamın 5 milyon maliyeti var.
'LÜTFEN DİYORUM, BİZİM PSİKOLOJİK SINIRIMIZLA OYNAMAYIN'
Lütfen diyorum, bizim psikolojik sınırımızla oynamayın. İnsanın vücudunun, bir bedenin taşıyacağı psikolojik sınır vardır. Bu sınırın altına bu fiyatları da indirmeyin. Bu fiyatları gerekirse Bakanlığımız müdahale etsin. Bu enkazın altından biz kalkamayız. Bu enkazın altından çiftçi kalkamaz. Bu enkazı kaldıracak Tarım Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı. Gelsin bizim borçlarımızı nasıl yapıyorsa yapsın, halletsin. Bizim üretim yapma şansımız yok. Eğer bizim borçlarımızı ileri vadede yaymazlarsa, Ziraat Bankası veya da Tarım Kredi Kooperatifleri bunları uzun vadede faizsiz bir şekilde yaymazlarsa, önümüzü açıp bize yeni bir kredi imkanı sağlamazlarsa... Bak yani biz para kazanmaktan vazgeçtik, yine krediden bahsediyoruz. Krediye muhtaç kaldık. Yani en azından bunu yaparlarsa belki bir adım da üretim yapma şansımız kalacak. Şu anda üretim yapma şansımız yok.
Biz tarım ürünü yapıyoruz. Bakkal dükkanı değil ki kapatıp gidesin. Tarım yapıyorsun, nasıl bırakacaksın? 5 gün sonra çürüyecek. Senin ihtiyaçlı olduğunu hissettikleri için zaten bu duruma bizi sokuyorlar. Geçen senenin üretim maliyetinin altında mal alıyorlar. Böyle bir şey olmaz. Cinnet geçirecek noktaya geldik.Bakanlığımıza da söylüyorum; biz siyaset yapmıyoruz, siyasetçi de değiliz. Ama Sayın Bakanım, Ticaret Bakanım; soğana nasıl müdahale ediyorsanız pahalandığı zaman, bu ürün de düştüğünde gelin bu adamların kulaklarını mı çekiyorsunuz, fabrikalarını mı tehdit ediyorsunuz, ne yapacaksanız yapın. Bizim ürünlerimizi alsınlar, paramızı da ödesinler. Ödemiyorlarsa, zarar ediyorsak kapatsın fabrikasını gitsin, biz de battığımızı bilelim.'
Abdullah Erol: 'Ben tüm ova adına konuşmak istiyorum burada. Yaşanan sıkıntı şu: Sezon öncesi fabrikalarla sözleşmeli üretim yapıyoruz. Sözleşmeli üretimde bize 5 lira 25 kuruş gibi bir sözleşmeli alım yapmak istediklerini söyledi fabrikalar. Ancak biz de bu şeylere göre, maliyetlere göre ancak maliyeti karşıladığını hesap ettik. Bu yüzden de vatandaş sözleşme dışı serbest domates ekimine yöneldi bir umut, belki fiyatlar 6 lira olur da para kazanır mıyız derdinde. Diğer ektiği ürünlerden de bir şey kazanamıyor. Danelik mısır ekti önceki yıllarda, kazanamadı. Şeker pancarı ekti, kazanamadı. Buğday ekti, kazanamadı. Sezonda buğday 13 lirayken şimdi 18 liraya buğday alıyor serbest piyasada alıcılar. İnsanlar da bir umut olarak domatese yine yöneldiler.
2022 yılında 4 liraya, 4,5 liraya domates sattım. Şimdi 2024 yılındayız, yine 4 lira, 4,5 lira. O zamanki üretim maliyeti mazot 23 lira, kök gübresinin fiyatı 50 kilogramlık bir gübre 375 lira, şimdi bin 600 bin700 liralarda. Bu maliyetlere göre hesap ettiğimizde fabrikalar o zaman kazandılar da 4 liraya salçalık domates aldılar salça yaptılar, şimdi niye kazanamıyorlar?
'PARA KAZANMANIN DERDİNİ DE BIRAKTI, EKTİĞİ MALI PARAYA DA DÖNDÜREMİYOR'
Vatandaş para kazanmanın derdini de bıraktı, ektiği malı paraya da döndüremiyor. Niye döndüremiyor? Şu anda fabrikalar diyor yüzde 40'ı peşin, yüzde 60'ı, 70'i Ocak, Şubat vade. Ancak hesap ettiğinde bu tarladaki hasat maliyetlerini karşılayamıyor ödedikleri para. İşçiye para veremiyor. Güneydoğu'dan buraya işçi gelmiş, çalıştırmışız, tarlada domates toplatıyoruz, onların parasını ödeyemiyoruz. O seviyelere geldik. Peki biz bu arkadaşlara nasıl cevap vereceğiz, nasıl memleketlerine göndereceğiz? 33 yıldır bu işi yapıyorum, ilk defa bu kadar çaresiz hissediyorum kendimi. Nasıl işçiyi gönderemiyorum? İşçi demek bir alın teri, alın terini veremiyorum. Nasıl vereceğim? Yani bir üretim yaptım, bunun karşılığında toplattığım malın, hasadın karşılığında işçinin de parasını vermem gerekiyor.
Fabrikalara ricamız şudur ki en azından işçi parasını ödeyecek kadar bu çiftçiye ödeme yapmaları gerekiyor. Bunun dışında, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanarak bu üretimi yaptı insanlar. Bunların borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi gerekiyor. Çünkü para kazanamadığımız şeyi nasıl ödeyeceğiz? İnsanlar bunun derdine düştüler. Yani hükümet yetkililerinden de bu artık salça ihracatı ile ilgili fabrikalara bir destek mi verirler, nasıl bir çözüm yoluna gidilebilir, bunların şey yapılması gerekiyor... Sadece buradaki üretim maliyeti yok ki, traktörün tekerleği var yani amortismanları da var, üretim amortismanları da var. Bunların hepsini borçla yaptık. Bunları da karşılayamıyoruz. Yetkililerden buna bir çare bulunmasını istiyoruz.
'BÜYÜK SALÇA FABRİKALARI VAR BURADA, ONLARIN ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ÜRETİM YAPMASI GEREKMİYOR MU?'
Bu ovada 168 bin dönüm arazi var. 168 bin dönüm arazinin 100 bin dönümünde salçalık domates üretildi. Önümüzdeki yıl üretim yapılamayacak. Burada salçalık domatese bağlı olarak, tarıma dayalı sanayi de var. Karık makinesi yapan küçük sanayici var, römork yapan, traktör tamircisi var. Yani bunlar da etkileniyorlar, bu piyasadan, bu ekonominin bozukluğundan... (Buradaki çiftiçinin domates ekmeyi bırakması) ülke ekonomisi açısından da şey değil. Hadi bıraktık diyelim, burada 8-10 tane büyük salça fabrikası var. Onların da burada önümüzdeki yıllarda üretim yapması gerekmiyor mu yani? Bu devamlılık devam etmesi gerekiyor. Salçalık domatese yönelik burada herkes bak domates toplama makinesi aldı. Yani bunlara da iş vermek gerekiyor. Bu sektör biterse ülkede bayağı bir şeyler sarsılır. Bu sektörü canlı tutmak lazım tekrardan.'





