Haber: Ahmet ÜN
(DİYARBAKIR) - PKK terör örgütünün çatı yapılanması KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı'nca çıkarılması beklenen çerçeve yasaya ilişkin olarak yapılan açıklamada, 'Hareketimizin görüşü alınmadan şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu şu olacak demek bir oyun, dayatma, hatta bir komplo olarak değerlendirilir. Yoksa bir yasa çıkarırız, gelen gelir, gelmeyen gelmez, olmaz. Bu süreçten bir çözüm mü aranıyor, yoksa toplumun kafası mı karıştırılmak isteniyor? Eve dönüş yasası gibi bir yasa çıkarılıp, bütünlüklü bir demokratik çözüm yaklaşımı ortaya konulmazsa bunu ne halkımız ne de örgüt yapımız kabul eder' denildi.
Kendini fesheden PKK'nın çatı yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı, çözüm süreci ve çerçeve yasa tartışmalarına ilişkin olarak yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerde ortaya çıkan görüş ve önerilerin KCK'ya iletilmediği belirtilerek, Öcalan ile 24 Mayıs'tan sonra görüşme yapılmadığı, 24 Mayıs'ta yapılan görüşmede Öcalan'ın sunduğu önerilerin hükümet tarafından değerlendirilerek önce Öcalan'a aktarılacağı, ardından KCK'ya iletileceği kaydedildi. Açıklamada, 'Ancak şimdiye kadar bu prosedür işlememiştir. Dolayısıyla o günden bugüne herhangi bir ilişki ve değerlendirilecek gelişme olmamıştır. Böyle tarihi ve önemli bir konuda Öcalan üzerinde tecrit sürerken, özgürlük hareketimizin de bu zaman içinde hiçbir bilgisi olmamıştır' denildi.
'BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ DOĞRUDAN BİZİ İLGİLENDİRMEKTEDİR'
Sürece KCK olarak destek verdikleri belirtilen açıklamada, Komisyon tarafından hazırlanan raporu eksik ama olumlu bulduklarını, süreç ve Öcalan'la yürütülen diyalogların olumsuz etkilenmemesi adına bugüne kadar açıklama yapmayı uygun görmedikleri kaydedildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
'Önderlikle görüşüp tartışmadan, Hareketimizin görüşü alınmadan şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu şu olacak demek bir oyun, dayatma, hatta bir komplo olarak değerlendirilir. Nitekim, Numan Kurtulmuş şöyle bir yasa çıkacak, gelen gelir, gelmeyen olursa onlara karşı da gereken yapılır, biçiminde bir açıklamada bulundu. Bu örgütle ilgili bir karar bütünlüklü alınır ve bütünlüklü uygulanır. Özgürlük Hareketimiz ancak bütünlüklü yasaları ve adımları dikkate alır. Yoksa bir kısım gelir, bir kısım gelmez gibi bir durum olmaz. Sorun sadece silah bırakma değildir. Farklı bir yaklaşım içine girmek süreci sabote etmek olur. PKK'yi feshettiğimiz kongrede fesih ve silahsızlanma sürecinin Öcalan tarafından yürütülebileceği kararını aldık. Öcalan bu süreci de ancak özgür çalışır koşullarda yürütebilir. Öcalan'ın özgürlüğünü, özgür yaşar ve çalışır koşulları içermeyen bir politika ve pratikleşmeyi halkımız ve Hareketimiz başından beri kabul etmeyeceğini ortaya koymuştur.
'BİR YASA ÇIKARIRIZ, GELEN GELİR, GELMEYEN GELMEZ, OLMAZ'
Yoksa bir yasa çıkarırız, gelen gelir, gelmeyen gelmez, olmaz. Bu süreçten bir çözüm mü aranıyor, yoksa toplumun kafası mı karıştırılmak isteniyor ya da özgürlük hareketine yönelik bir özel savaş mı yürütülüyor? Eve dönüş yasası gibi bir yasa çıkarılıp, bütünlüklü bir demokratik çözüm yaklaşımı ortaya konulmazsa bunu ne halkımız ne de örgüt yapımız kabul eder. Bu açıdan yüz yıllık sorun, elli yıllık çatışma ve kopuş sorunları çözülmek isteniyorsa doğru bir anlayış ve yaklaşımın ortaya konulması gerekir.'
Açıklamada, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Irak'taki temasları eleştirilirken, bu temasların Kürtlerin çıkarına olmadığı ileri sürüldü. Açıklamada, Öcalan'ın ve KCK'nın emrivakiyi kabul etmeyeceği vurgulanarak, şunlar kaydedildi:
'HALKIMIZ SÜRECİ SABOTE EDECEK YAKLAŞIMLARA KARŞI DUYARLI OLMALI'
'Yasa çıkardık, kabul etmiyorlar, gibi bir özel savaş politikasını düşünmek akıl dışı bir yaklaşım olur. Yüz yıllık sonuç vermeyen ve Kürt halkıyla Türkiye arasında kopuşu getiren politikaları sürdürmek olur. Bu açıdan Öcalan'a yaklaşımda da özgürlük hareketimize yaklaşımda da ciddi ve sorumlu davranmak gerekir. Özgürlük hareketi olarak yüz yıllık çatışma ve kopuş iklimini ortadan kaldıracak demokratik siyasal çözüm temelinde Türkiye'yle demokratik entegrasyonu sağlayacak bir siyasi yaklaşımı pratikleştirecek bir irade ve kararlılığa sahibiz. Türk devletinin de bu irade ve kararlılığımızın pratikleşmesini sağlayacak politika ve adımlarla demokratik entegrasyonun sağlanmasında üzerine düşeni yapması tarihsel sorumluluk olmaktadır. Demokratik kamuoyu ve halklarımız Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni sabote edecek yaklaşımlara karşı duyarlı olmalı, İmralı'da sürdürülen tecride karşı daha etkili mücadele ederek barış ve demokratik toplum sürecinin başarıya ulaşması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.'