Gündem

Özgür Özel'den Sincan Cezaevi'nde Tanju Özcan'a ziyaret: Eğer buradan icbar yoluyla irtikap çıkarsa, bir tane AK Partili belediye başkanı dışarıda kalamaz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, 'Neymiş efendim? 'İcbar suretiyle irtikap.' Eğer buradan icbar yoluyla irtikap çıkarsa, bir tane AK Partili belediye başkanı, bir tane AK Partili milletvekili dışarıda kalamaz. Ne yol açtığınızı görün. Bu TÜRGEV'lere, TÜGVA'lara yapılan yardımlar var ya bir açın dökün bakalım kim yapıyor bu yardımları, niye yapılıyor? Mesela icbar yoluyla irtikabın bir patenti olsa, vallahi Tayyip Bey'den başkası kullanamaz bu işi. Eğer bu icbar yoluyla irtikapsa, patenti Tayyip Bey'dedir.' dedi.

(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, 'Neymiş efendim? 'İcbar suretiyle irtikap.' Eğer buradan icbar yoluyla irtikap çıkarsa, bir tane AK Partili belediye başkanı, bir tane AK Partili milletvekili dışarıda kalamaz. Ne yol açtığınızı görün. Bu TÜRGEV'lere, TÜGVA'lara yapılan yardımlar var ya bir açın dökün bakalım kim yapıyor bu yardımları, niye yapılıyor? Mesela icbar yoluyla irtikabın bir patenti olsa, vallahi Tayyip Bey'den başkası kullanamaz bu işi. Eğer bu icbar yoluyla irtikapsa, patenti Tayyip Bey'dedir.' dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ı Sincan Cezaevi'nde ziyaret etti. Ziyaretin ardından cezaevi önünde basın mensuplarına açıklama yapan Özel, Özcan'ın tutuklanmasını 'büyük bir haksızlık ve hukuksuzluk' olarak nitelendirdi. Özel, şunları söyledi:

'Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan'ı ziyaret ettik. Büyük bir haksızlığın ve hukuksuzluğun sonucunda buradayız. Neyle suçluyorlar? Şununla suçluyorlar: Bolu'da bir vakıf kurdurmuş, kendisi de kurucusu olmuş. Vakfın içinde AK Parti'nin grup başkanı var, MHP'nin yöneticileri, MHP'li belediye meclis üyeleri var. Vakfın içinde esnaf odaları, şoförler odası, herkes var. Bütün Bolu var. Deniyor ki Bolu'da her siyasi partiden insan olsun; Bolu'nun yoksul, fakir çocuklarına burs verelim. Paramız olursa yaşlılarına huzurevi yapalım. Bolu'da 518 başvuru olmuş. 518 öğrenciye dolgun bir burs veriyorlar ki Bolulu yoksul öğrenci dışarıda zorluk çekmesin; Bolu'ya gelen yoksul öğrenci Bolu'da zorluk çekmesin. Bu vakfa bağış yapılacak. Vakfın işlerini kolaylaştırmak için de Bolu'daki bazı billboardlar vakfa verilmiş. Şirketlere de deniyor ki reklam yayınlayacaksanız bu billboardları kiralayacaksınız ve vakfın geliri olacak.

'Üç harfliler' diye anılan zincir marketler var. İstanbul'da kurulmuşlar, Bolu'ya gelmişler; Bolu'da her sokak başına çöreklenmişler. Bolu'nun esnafını zor durumda bırakmışlar. Bolu'da kazanıyorlar, vergiyi İstanbul'da veriyorlar; Bolu'da kazanıyorlar, başka yerlerde harcıyorlar. Bunlara da denmiş ki: 'Siz de marketsiniz. Reklamınızı bu billboardlara verin ki bu vakıf kazansın. Bu vakıf 518 çocuğa burs veriyor.' Savcılık Tanju Özcan'a sadece bunu sordu ve Tanju da hiçbir şeyi gizlemedi. Bütün Bolu biliyor ki bu vakfa bağış yapın deniyor. Ama karşılığında Tanju'nun bir şey aldığına dair bir iddia bile yok. Zaten her şey Bolu'nun gözü önünde. Vakıf dediğiniz yer öyle bir yerdir ki parayı koymak kolaydır ama kuruluş amacı dışında kullanamazsınız. Öğrenci okutmak için kurulmuş vakıf öğrenci okutuyor.

'TÜRGEV'lere, TÜGVA'lara yapılan yardımlara bakın'

Şimdi buradan suç çıkar mı? Taştan su çıkarsa buradan da suç çıkar. Nasıl olacak? Bir husumet var. Nedir? Kartalkaya yangınında bakanlığı yazdılar diye kızıp 'Buraya Bolu Belediyesini yazın' diyen bir başsavcı var ya; bilirkişilere baskı yaptığı, raporlarını kabul etmediği, zorla istifa ettirdiği iddia edilen kişi. İşte Tanju Özcan, bu kişinin hareketleri hakkında HSK'ya suç duyurusunda bulunmuştur. Şimdi o taşı sıkıp buradan su çıkarmaya çalışıyor. Neyle? Husumetle. Tanju Özcan'la uğraşacak. Neymiş efendim? 'İcbar suretiyle irtikap.' Eğer buradan icbar yoluyla irtikap çıkarsa, bir tane AK Partili belediye başkanı, bir tane AK Partili milletvekili dışarıda kalamaz. Ne yol açtığınızı görün. Bu TÜRGEV'lere, TÜGVA'lara yapılan yardımlar var ya; bir açın dökün bakalım kim yapıyor bu yardımları, niye yapılıyor?

Mesela icbar yoluyla irtikabın bir patenti olsa, vallahi Tayyip Bey'den başkası kullanamaz bu işi. Eğer bu icbar yoluyla irtikapsa, patenti Tayyip Bey'dedir. Bütün vakıflarda bir evladı ya da kızı ya da eşi yıllardır işaret etti bu işi: 'Bu vakfa yardımı yapacaksın, sonra yanıma varacaksın.' Bizimkilerin o vakıf üzerinden ne bir aldıkları maaş var ne bir şey. Bolu'nun vakfı, Bolulu öğrencilere bakıyor kardeşim. Bir vakfa bağış yap, sonra gel yanıma demek suçsa Türkiye'nin en büyük suçlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Erdoğan ailesinin bütün olayı bu. AK Partili yöneticilere söylüyorum, AK Parti'nin üyelerine söylüyorum: Sizin partinizde hangi vakıflara ne destekler verildi? Milletten ne destek istendi, ne kadar istendi? Hanginiz hangi vakıflardan geliyorsunuz? O vakıflara nasıl destekler yapıldığını herkes biliyor.

'Büyük bir haksızlık ve hukuksuzluk'

İşin tuhafı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni yönetirken İBB'nin kaynaklarından hangi vakıflara ne kadar para yollanmış, hepsi liste liste çıktı. İBB'de belediye meclis çoğunluğunu almışlar, belediyenin parasını, kamunun parasını evlatlarının vakıflarına vermişler. Oysa Tanju ve arkadaşlarımız, Bolu'daki üç harfli şirketlerin elde ettiği kârın bir kısmını Bolu'daki öğrencilere verdiler. Bir tarafta belediyenin parasını evladının yönettiği vakfa koymak; Ensar'a, TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, Okçular Vakfı'na aktarmak; bir tarafta çocuğa burs vermek. Bundan dolayı tutuklu bu adam burada. Şimdi o yüzden morali de çok yüksek. Bunları görüyoruz, yaşıyoruz. Bütün milletin önünde oluyor. Herkes görsün. Bunları anlatıyoruz. İtirazda mı çıkar, bir ay sonra mı çıkar? Çok husumet yaparlar. Böyle doğru düzgün yatarı olan bir suç da değil. Ama ne zaman çıkar? Eninde sonunda Tanju çıkar. Ama başı dik çıkar, alnı açık çıkar. Çünkü o husumetli savcı bile 'Kendine bir kuruş para aldı mı?' diye soramıyor. Yok öyle bir şey.

'Bunları vakfa bağış yapmaya zorlamışsın' deniyor. O da diyor ki: 'Zorlama yok.' Zaten reklam veriyorsunuz; 'Şuraya verin de vakıf olsun' denmiş. Bir aydır vakfa bağış yapanları çağırıyorlar. Savcı ifade arıyor, başsavcı kapıdan giriyor. Değilse inkâr etsin. Şahitlerini çıkaralım. Teker teker soruyorlar: 'Sizden vakfa zorla para almadı mı bunlar?' Bağışçı diyor ki: 'Yok, zorla değil. Biz de vermek istedik.' 'Başkaları öyle demiyor. Akıllı olun, doğru ifade verin' diye insanları tehdit ediyorlar.

'Bu işlerin patenti AK Parti'dedir'

Gelinen noktada Bolu'da şikayetçi kimse yok. Sadece o üç harfli şirketlerden biri ya da ikisi var. Onlar da sonradan pişman olmuş. Pişman edeceğim onları Allah'ın izniyle. Pişman edeceğiz. Tüketimden gelen gücümüzü kullandığımızda ne yapabileceğimizi görecekler. Arkadaşımızı bu kadar haksız yere içeri attırmaya çalışan savcıya alet olmanın ne demek olduğunu görecekler. O savcı mı lazım size, biz mi lazım Göreceğiz. Burada büyük bir hukuksuzluğa, büyük bir haksızlığa uğramış bir arkadaşımız var. Onu burada bırakmaktan dolayı üzgünüz ama alnımız açık, başımız dik. Bütün AK Partililer de biliyor ki bu işlerin tamamı AK Parti'nin yaptığı, hem de masumane burs için yapılmış işler değildir. Bu işlerin patenti AK Parti'dedir.'