(TBMM) - Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 'Bir muhasebe yapın. 10 yıl kaybettiniz, 10 yıl kaybettirdiniz Türkiye'ye. Kimdi bunlar; üçlü çete. Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan. Sonra hangi yolsuzluklarla Hollanda'da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi. Diğeri 90'lı yılların bütün kirli artıklarının faili meçhuller iktidara taşımak üzere AK Parti'ye sızmış bir İçişleri Bakanı. Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete Türkiye'ye 10 yıl kaybettirdi' dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, şu ifadelere yer verdi:

'Türkiye'de eskiden sağcı solcu diye bir ayrım vardı. Şu anda Türkiye'de temel ayrım; gözü doymayanlarla karnı doymayanlar arasında. Gözü doymayanların arasında devletin bütün teşviklerini alanlar, kur ve hazine garantili işletmeler, adrese teslim ihale alanlar, yolsuzluklar, kur korumalı mevduat zenginleri, maden yataklarını talan edenler, sahilleri talan edenler, 4-5 yüksek maaş alanlar. Bunların gözü hiç dolmuyor. Bir de karnı doymayanlar var. Vergiler, cezalar, enflasyon altında ezilen halk. Yüksek faizle kapanan esnaf dükkanları, KOBİ'ler, 6 trilyon aşan bireysel krediler, borçlar, topraktan kopan çiftçiler, açlık sınırının altında kalan asgari ücretliler, maaşları her öğün simit çay yese ayın sonuna getiremeyecek olan emekliler. Toplum şu anda bu iki kesime bölünüyor. Eskiden gözü doymayanlar genellikle ülke içindeydi. Kur Korumalı Mevduata (KKM) hepimiz karşı çıktık. Daha da vahim bir KKM şu anda gündemde. Nedir o; yabancıya giden KKM. Sayın Mehmet Şimşek, iyi bir ekonomi yönetimi altında ve sağlam bir siyasi irade altında hukuk, eğitim ve bütün bir sistemi yöneten bir irade altında çok iyi bir teknisyendir. Ama finansçı niteliğiyle yapmaya çalıştığı tek şey dışarıya gidip 'bize biraz daha para gönderin' diye göstergeleri ayarlamaktan ibarettir. 

'Türkiye'yi yabancılara soyduruyorsun'

Dervişoğlu'ndan Bahçeli'nin 'Öcalan'a önerdiği statü'ye tepki: 'Memlekete bu kadar el atmanıza izin veremeyiz'
Dervişoğlu'ndan Bahçeli'nin 'Öcalan'a önerdiği statü'ye tepki: 'Memlekete bu kadar el atmanıza izin veremeyiz'
İçeriği Görüntüle

Dünyada en yüksek en yüksek dolar getirisi Türkiye'de. Nasıl; bu sene 1 Ocak'ta 100 bin dolar birisi yurt dışından getirip Türkiye'ye Türk lirasına bozdurup faizi yatırsa 43.40 kuruş üzerinden bozdursa yüzde 36 ile bu yabancı 5 milyon 902 bin 400 lirası olacaktı yıl sonunda. Eğer 12 Aralık 2026'da kur 57.30 olursa denk gelecek başa baş gelecek. Kur 50 olursa ve bu adam sonunda bu parayı aldığı parayı dolara çevirirse 118 bin 48 lira oluyor. Yani 100 bin dolar yatırıp 118 bin dolara çıkarıyor. Dünyada yüzde 18 dolar faizi görünmemiş bir şey. Arkadaşlar bu da kur korumalı mevduat. Hem de yabancıya verdiğiniz kur korumalı mevduat. Kur sabit kalacak ve size bu garantiyi temin ediyordu. Teminat veriyoruz diyorsunuz. Sayın Mehmet Şimşek çok doğru bir kararla kur korumalı mevduatı kaldırdın ama bu faiz politikanla Türkiye'yi yabancılara soyduruyorsun.

'Sadece finans parametreleriyle bir ülke düzelmez'

Dün enflasyon rakamları açıklandı yüzde 32,37. Mehmet Şimşek göreve başladığında enflasyon yüzde 38,21'di. Bu kadar sıkı para politikası takip edildi, vergiler, cezalar... Geldiğimiz yer aynı. Sadece finans parametreleriyle bir ülke düzelmez. Üretimi yok ederseniz bir ülkenin ekonomisi ayağa kalkmaz. Siyasi iradeyi yönetemiyorsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz. Dış ticaret açığı Mart ayında yüzde 50 artı artı ve 11.2 milyara ulaştı. Cari açık Şubat sonu 35.4 milyara çıktı. Eğer kur böyle devam ederse, kur oynamazsa ihracat daralmaya devam edecek. Dış ticaret açığı gittikçe açılacak. Cari açık artacak ve Türkiye bir felaketin eşiğine gelecek. Kuru serbest bırakıp da kur 50 lirayı 60 liraya doğru çıktığı zamansa şimdi çok övündükleri, kur baskılanarak yaptıkları hesap 1.2 trilyona Türkiye'nin gayri milli hasılası geri düşer. Çözüm ne düşünüyorlar; varlık barışı. Ben üç şeyin barışından korkarım. Birisi varlık barışı dedi mi yine bir dümen var derim. Türkiye'den kaçırılan paralar kara para aklama içeri geri gelecek demektir. Bir de imar barışı dedin mi ben yine korkarım. Bu mekanların talanı anlamına gelir. Toprağın talanına imar barışı diyorlar. Sermayenin milletin hazinesinin talanına da varlık barışı diyorlar bunlar. Vergiden kaçırıp yurt dışına giden parayı geri getireceksiniz buna barış diyeceksiniz. 

''Bu milleti enflasyon karşısında ezdirmedik' demekle ezdirmemiş olmuyorsunuz'

Karnı doymayanlara bakarsak 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 34 bin 600 lira. Bu sadece gıda. Asgari ücret 28 bin 75 lira. 4 ay içinde asgari ücrette 4 bin 110 lira erime oldu. En düşük memur maaşında 8 bin 892 lira erime oldu. En düşük memur emeklisi maaşında 4 bin 83 lira. En düşük emekli aylığında 2 bin 928 lira. Öğretmen aylıklarında 9 bin 429 lira, poliste 11 bin 530 lira, araştırma görevlisinde 12 bin 400 lira maaşlarından eridi. Enflasyon en büyük hırsızdır. Bu erimeler karşısında yapmaları gereken ilk şey mademki yüzde 16 diye hedef gösterdiğiniz enflasyonu tutturamadığınız ara zam yapacaksınız. 'Bu milleti enflasyon karşısında ezdirmedik' demekle ezdirmemiş olmuyorsunuz. Milleti ezdiriyorsunuz. Gözü doymayanları besleyebilmek için karnı doymayanları ezenlere yazıklar olsun.

'Geziden geldiğimde AK Parti MKYK'sında bir iç darbe yapıldı ve yetkilerim kısıtlandı'

Bugün Hani 6 Mayıs. Bundan tam 10 yıl önce bir konuşma yaparak başbakanlıktan ayrıldım. Sebebi neydi; 23 Nisan 2016'da Meclis'e siyasi ahlak yasasını sevk ettim. Bu yasayı 'çekin' diye baskı altında kaldık, 'hayır' dedim. Siyaseti temizlemezsek toplumu temizleyemeyiz ve yurt dışı geziden geldiğimde AK Parti MKYK'sında bir iç darbe yapıldı ve yetkilerim kısıtlandı. 'Allahım ahlakın olmadığı yerde güç sahibi olmayı bana nasip etme' dedim.Tam 10 yıl oldu. Şimdi benimle kıyıda köşede buluşup da 'hocam, işler çok kötü. Ne olacak' diye soran samimi AK Partili kardeşlerime sesleniyorum; o gün siyasi ahlak yasası çıksaydı AK Parti bugünkü durumunda mı olurdu? Türkiye bugünkü durumunda mı olurdu?

Bir muhasebe yapın. 10 yıl kaybettiniz, 10 yıl kaybettirdiniz Türkiye'ye. Kimdi bunlar; üçlü çete. Birisi kazanmadığı bir seçimin üstüne oturmaya çalışan düşük profilli bir başbakan. Sonra hangi yolsuzluklarla Hollanda'da 28 milyar doları olduğu iddialarına bile cevap veremeyen birisi. Diğeri 90'lı yılların bütün kirli artıklarının faili meçhuller iktidara taşımak üzere AK Parti'ye sızmış bir İçişleri Bakanı. Birisi de kayınpederine dayanarak ülkenin geleceğinde lider olmayı hayal eden maceraperest bir damat. Bu üçlü çete Türkiye'ye 10 yıl kaybettirdi. 

'Milleti kumara alıştıran milli piyangoyu tümden kapatacağız'

Toplumsal değerleri yıpratan bütün faktörlerle aileler, aileyi yıpratan her şeyle mücadele edeceğiz. İktidar olduğumuz gün o gündüz yayınları başta adını da vererek söylüyorum ATV; Aileyi Tahrip Televizyonu olmak üzere hepsinin yayınlarına son vereceğiz. Uyuşturucuyla mücadele edeceğiz. Satanlarla, kullananlarla değil sadece baronlarıyla mücadele edeceğiz. O baronları kim desteklediyse arkasındaki siyasi aktörlerin tümü ile mücadele edeceğiz. Uyuşturucu baronlarıyla resmi olan bütün siyasilerin hesabını göreceğiz. Uyuşturucu siyasi destek olmadan yapılmayacak bir iştir. Biz bu mücadeleyi vereceğiz. Uyuşturucu baronlarının kökünü kazacağız. Kumarın yerlisi, yasalı, yasal olmayan olmaz, millisi hiç olmaz. Geldiğimiz gün özelleştikten sonra daha da milleti kumara alıştıran milli piyangoyu tümden kapatacağız. İkinci büyük devrim, adalet devrimi.

'Bırakın bu riyakar siyaseti, utanıyoruz sizin adınıza'

Gülistan Doku davası bir semboldür. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Bu İçişleri Bakanı'na net soru şudur; Gülistan Doku'nun eski erkek arkadaşını niye Ankara'da bir otelde aylarca misafir ettiniz siz? Yok aile istiyormuş. Arkadaşlar ülkeyi aileler yönetmiyor, yasalar yönetiyor. Rafta olan dosyalar inmeden ve gereken işlemler yapılmadan Türkiye'de adalet devrimi olmaz. Adalette bir devrim yapacağız. Üçüncüsü, üretim ve istihdam devrimi yapacağız. Tarım üretimini birinci öncelik olarak alacağız. Gerçek bir gerçek bir üretim devrimi ve buna bağlı olarak da yeni bir ekonomik şartlarda istihdam devrimi yapacağız. Dört; gelir adaleti devrimi yapacağız. Karnı doymayanların sesi olacağız. Kimsesi olmayanların kimsesi olacağız. Dayısı olmayanların dayısı olacağız. Beş; merkezi ve yerel yönetimde kurumsal devrim yapacağız.

Sayın Meclis Başkanı'na bir çağrım var; Sumud Filosuna saldırı yapıldığı gün Meclis Başkanı bir açıklama yaparak bütün siyasi partileri ortak bir bildiri yapmaya çağırıyor. Bırakın bu riyakar siyaseti. Utanıyoruz sizin adınıza.'

 

Kaynak: ANKA