Haber: Serhat YETÜT

Bakan Tekin'i protesto eden TİP'li iki öğrenci tutuklandı
Bakan Tekin'i protesto eden TİP'li iki öğrenci tutuklandı
İçeriği Görüntüle

(DİYARBAKIR) - HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Diyarbakır 5. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada Kürt meselesi ve yürütülen sürece ilişkin, 'Meseleyi parçalara bölüp 'benim açımdan önemli kısmı çözülsün, gerisi olmasa da olur' demek samimiyet değildir. Samimiyet, meseleyi bütüncül ele almak ve 'memleket kazanacaksa, millet kazanacaksa ben kaybetmeye hazırım' diyebilmektir. Kimse kendini, örgütünü, partisini merkeze almasın. Merkezde millet vardır, halkın hakkının teslim edilmesi vardır, kardeşliğin adalet ve eşitlik temelinde sağlanması vardır, memleketin huzuru vardır' dedi.

HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanlığı'nın 'Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet' sloganıyla düzenlediği 5. Olağan İl Kongresi, Yenişehir ilçesindeki Selahaddin Eyyubi Camii Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Kongreye katılan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partililere hitap etti.

Kürt meselesine ilişkin yürütülen çalışmaları değerlendiren Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

'Şiddet ortamından çok çekmiş, en ağır bedelleri ödemiş olan Diyarbekir'de hemşerilerimizin gündemindeki konulardan biri de 40 küsur yıllık kör şiddetin sona erdirilmesi için yapılan çalışmalardır. Bu meseleyi henüz pek kimsenin konuşmadığı, özellikle 10 yıl önceki 'Çözüm Süreci'nin başarısızlığa uğramasından sonra kimilerinin hiçbir sorunun bulunmadığını söylediği dönemde bile biz 100 yılı aşkın süredir kanayan bir yaramız olduğunu ve mutlaka bu meselenin çözülmesi gerektiğini söylemeye devam ettik. Paneller düzenledik, çalıştaylar yaptık, çözüm çağrılarımızı tekrarladık. Şükürler olsun ki çözüm konusunda bir irade ortaya çıktı.

TBMM'de kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarına ve hazırlanan rapora değinen Zekeriya Yapıcıoğlu, 12 maddelik kanun teklifinin Meclis'te kabul edildiğini hatırlattı. 'İnşallah silah devreden çıkacak, siyaset konuşacak ve kardeşlik kazanacak. Silah devreden çıkınca meselemizi adalet temelinde çözmek için uygun zemin oluşacak ve inşaallah asırlık Kürt Meselesi adalet ve kardeşlik temelinde çözüme kavuşacak' diyen Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:

'Bu süreci provoke edenler, alaya alanlar, kan aksın da ben yelkenlerimi şişireyim diyenler olacaktır ama bunlar azınlıkta kalacaktır. Şunu bilelim: Şiddet ve silah herkese zarar verdi; en büyük zararı da Kürt'e verdi. Şiddet ortamından kimler faydalandı? Kan tüccarları, silah satıcıları, felaket tellalları. Herkese zarar veren bir şey sonlandığında ise tabiatıyla herkes kazançlı çıkacaktır. Yüzyıllık Kürt meselesinin birkaç günde çözülmesini beklemiyoruz. Ama emin olun çözümü çok zor da değildir.'

'ÇÖZÜMÜN ÜÇ TEMEL ŞARTI VARDIR'

Çözüm için üç temel şart bulunduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Çözümün üç temel şartı vardır: Birincisi sağlam bir iradedir. Bunun çözüme kavuşturulması gereken bir mesele olarak kabul edilmesi iradenin varlığını ortaya koyuyor. Bu irade sağlam olmalı ve karşılaştığı en küçük engelde sarsılmamalıdır. Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesinin çözüm iradesini daha da sağlamlaştırdığını temenni ediyoruz.

İkincisi cesarettir: Kınayıcıların kınamasından korkmadan meselenin üzerine gitmek, onunla yüzleşmek, teşhisi doğru yapmak, çözüm adına atılması gereken adımları cesaretle atmak gerekir.

Üçüncüsü samimiyettir: Meseleyi parçalara bölüp 'benim açımdan önemli kısmı çözülsün, gerisi olmasa da olur' demek samimiyet değildir. Samimiyet, meseleyi bütüncül ele almak ve 'memleket kazanacaksa, millet kazanacaksa ben kaybetmeye hazırım' diyebilmektir. Kimse kendini, örgütünü, partisini merkeze almasın. Merkezde millet vardır, halkın hakkının teslim edilmesi vardır, kardeşliğin adalet ve eşitlik temelinde sağlanması vardır, memleketin huzuru vardır.'

'ANADİLDE EĞİTİM HAKKINI TANIMAK HUSUSUNDA AYAK DİREMEKTEN VAZGEÇİLMELİ'

Yapıcıoğlu, çözümün adalet temelinde sağlanması gerektiğini belirterek, ana dilde eğitim hakkına ilişkin şunları söyledi:

'Adalet terazisinin ayarı bozulduğunda toplumsal barış ve huzurun da bozulduğuna tarih şahittir. Formül de çok karmaşık değildir. Kendinize istediğinizi, kardeşim dediklerinize de isteyeceksiniz. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi kardeşlerinize de yapmayacaksınız. Meşru hak taleplerini hiçbir pazarlığa girişmeden mümkün olan en kısa zamanda yerine getireceksiniz.

Mesela anadilde eğitim hakkını tanımak hususunda ayak diremekten vazgeçilmeli. Kardeşlik lafla olmaz. Kardeşliğin bir hukuku vardır ve o hukuku yerine getirilmeli. Türkiye, bölgede etkili ve güçlü bir aktör olmak istiyorsa önce kendi içindeki meseleleri çözüme kavuşturmalı. İç sorunlarını halletmeden dışarıda etkili olamaz, tam tersine dış müdahalelere de açık hale gelir. Kardeşliğin hukuku tesis edildiğinde adalet her tarafa yayılacak, birlik sağlamlaşacak, toplumsal dayanışma güçlenecek. Gerçek manada kardeş olursak, bir ve beraber olursak memleketin her sorununun üstesinden geliriz; daha önce geldik, bundan sonra da gelebiliriz. Tarihimiz buna şahittir. Malazgirt ruhunu, Çanakkale ruhunu yeniden kuşanmalıyız.'

Kaynak: ANKA