Gökyüzünde kızıl gece: Ay tutulması geliyor
Gökyüzünde kızıl gece: Ay tutulması geliyor
İçeriği Görüntüle

Galapagos Adaları'nda bulunan Pinta Adası, 1959 yılında bölgeye bırakılan yalnızca üç keçinin ardından büyük bir çevresel değişim yaşadı. Balıkçılar tarafından et ihtiyacını karşılamak amacıyla adaya getirilen bir erkek ve iki dişi keçi, kısa sürede çoğalarak binlerce hayvandan oluşan bir popülasyona dönüştü. Keçilerin kontrolsüz şekilde artması, yaklaşık 60 kilometrekarelik adanın doğal bitki örtüsünde geniş çaplı tahribata neden oldu.
Üç keçinin sayısı dokuz yılda 5 bine yaklaştı
Galapagos takımadalarının kuzeyinde yer alan Pinta Adası'na 1959 yılında bırakılan keçiler, uygun yaşam koşullarında hızla çoğalmaya başladı.
Ağustos 1968'e gelindiğinde adadaki keçi sayısının 3 bin ile 5 bin arasında olduğu tahmin edildi. Başlangıçta yalnızca üç hayvandan oluşan popülasyonun büyümesi, adadaki bitki örtüsü üzerindeki baskıyı artırdı.
Keçilerin adaya getirilmesinden yaklaşık 15 yıl sonra ise sayılarının 12 bin ile 20 bin arasında olduğu değerlendirildi. 
Adanın zirvesindeki ormanlar bile zarar gördü
Keçi nüfusundaki artış, Pinta Adası'nın farklı bölgelerinde yetişen bitkileri etkiledi.
Hayvanların yoğun şekilde beslenmesi sonucunda adanın yüksek kesimlerindeki kendine özgü yayla ormanları büyük ölçüde tahrip oldu. Alçak yamaçlarda bulunan çok sayıda bitki türünün miktarı azalırken bazı bitkiler belirli bölgelerde artık görülmemeye başladı.
Bitki örtüsündeki kayıplara rağmen toprağın henüz ciddi ölçüde zarar görmemiş olması, doğal yaşamın yeniden toparlanabilmesi açısından önem taşıdı.
Keçilerle mücadele sırasında dev kaplumbağa bulundu
Adadaki keçi nüfusunu kontrol altına almak için yürütülen çalışmalar sırasında başka bir gelişme yaşandı.
Pinta Adası, 19. yüzyılın ortalarına kadar yalnızca bu bölgede yaşayan binlerce dev kaplumbağaya ev sahipliği yapıyordu. Ancak 1800'lü yıllarda balina avcılarının uzun deniz yolculuklarında yiyecek olarak kullanmak amacıyla çok sayıda kaplumbağayı adadan götürmesi, bu hayvanların sayısında ciddi düşüşe neden oldu.
20.⁠ ⁠yüzyılın başlarında büyük ölçüde ortadan kalktığı düşünülen kaplumbağa popülasyonundan bir birey, 1971 yılında adada tespit edildi.
Daha sonra "Yalnız George" adıyla tanınan dev kaplumbağa, 1972 yılında koruma altına alındı. George'un bulunmasının ardından adada aynı türe ait başka bir canlı kaplumbağaya rastlanmadı.
Adayı keçilerden temizlemek 40 yıl sürdü
Pinta Adası'ndaki keçi nüfusunu azaltmak amacıyla yürütülen çalışmalar, 1970'li yıllarda sonuç vermeye başladı.
Bu dönemde keçi sayısı önemli ölçüde düşürüldü. Ancak hayvanların adadan tamamen uzaklaştırılması uzun yıllar aldı.
Galapagos'ta istilacı türlerle mücadele kapsamında gerçekleştirilen Isabela Projesi için eğitim alanı olarak da kullanılan Pinta Adası, 1999 yılında keçilerden tamamen arındırıldı.
Böylece 1959 yılında başlayan süreç, yaklaşık 40 yıl sonra sona erdi.
Bitki örtüsü yeniden canlanmaya başladı
Keçilerin adadan uzaklaştırılmasının ardından Pinta Adası'ndaki doğal bitki örtüsünde toparlanma görüldü.
Otlatma faaliyetlerinin sona ermesiyle birlikte zarar gören bitkiler yeniden gelişmeye başladı. Mücadelenin tamamlanmasına kadar adaya özgü bitki türlerinden hiçbirinin tamamen yok olmaması, doğal bitki örtüsünün yeniden oluşmasına imkân sağladı.
Pinta Adası, yürütülen çalışmaların ardından dışarıdan getirilen türlerin neredeyse hiç bulunmadığı Galapagos adalarından biri haline geldi.
2010 yılında adaya 39 dev kaplumbağa bırakıldı
Doğal yaşamı yeniden düzenleme çalışmaları kapsamında 2010 yılında Pinta Adası'na 39 melez dev kaplumbağa yerleştirildi.
Kısırlaştırılmış olan bu kaplumbağalar, adadaki ekolojik restorasyon çalışmalarının bir parçası olarak bölgeye getirildi.
Böylece keçilerin neden olduğu tahribatın ardından adanın doğal yapısının yeniden kazanılmasına yönelik çalışmalar devam etti.