Erdal Sağlam
(ANKARA) - Fon vurgununda yeni bir aşamaya girilirken, siyasetçi ve bürokrasiye tam olarak güven sağlanamadığı takdirde, ekonomideki toparlanma çok zor gözüküyor. Bu nedenle gelinen aşamada soruşturma kapsamının genişletilip, şeffaflığın sağlanması ve güveni yeniden sağlayacak adımların atılması şart.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya'nın, yaklaşık 50 gün sonra, tekrar soruşturmaya alınıp tutuklama kararı verilmesi, fon vurgununda yeni bir aşamanın işareti sayılabilir. AKP kulislerinde bu adım olumlu karşılandı ama parti yöneticileri de biliyor ki vurguna katılanların tam listesinin açıklanmaması halinde, yeniden güveni sağlamak çok zor olacak.
Ekonomik açıdan bakıldığında fonların tasfiyesinde adım adım gidildiği ama bu gidişatın özellikle fon mağdurlarını memnun etmediği görülüyor. İkinci taksidin bu hafta ödeneceği söylendi ama mevcut kaynağın yetersiz kalacağı açık. O nedenle, özellikle serbest fonlarda mevcut hisselerin değer kazanmasının beklenebileceği, bunun da çok uzun bir süre alacağı belirtiliyor.
Özetle; tasfiyenin çok uzun bir süre gündemde kalması kaçınılmaz. Büyük çıkar sağlayan kişi ve şirketlerin bir bölümünün parayı yurt dışına götürdüğü de biliniyor. MASAK'ın bu konuda girişimlerini başlattığı açıklanırken, bu paraların tümünün bulunması ve geri istenip ülkeye getirilmesinin de fon vurgununun tasfiyesi sürecini iyice uzatacağı görülüyor.
Dolayısıyla yıllar alacak bir süreçten söz ediyoruz. AKP iktidarı ilk aşamada sayıları çok fazla olan küçük fon sahiplerine, kalan paralarını ödemeye çalışılıp, mağduriyeti ve bunun getirdiği hoşnutsuzluğu azaltmaya çalışacak. Sonrası için ise başka yöntemlerin devreye sokulması bile beklenebilir.
KAMU ZARARI OLUŞTU
Bu arada vurgunun ilk ortaya çıktığı aşamada kamuoyundan gelen 'halkın parasının bu ödemelerde kullanılmaması' talebi kabul gördü ve iktidar yetkilileri sık sık, 'Hazine'nin parasının bu ödemelerde kullanılmadığını' tekrarlıyorlar. Kasıt Hazine'den fon ödemelerine kaynak aktarılmaması.
Ancak buna rağmen kamu zararının, dolaylı da olsa oluştuğu bir gerçek. Örneğin Türkiye Sigorta yönetiminin Hazine kağıtlarını teminatsız, çıkar karşılığında Tera'nın kullanımına sunması, şirketin yüklü miktarda zarar yazmasına neden oldu. Dolayısıyla Türkiye Sigorta'nın Hazine'ye ödeyeceği kar transferi gerçekleşmeyecek. O miktarda bir kamu zararı oluşacağı kesin.
Katılımevim örneğinde olduğu gibi BDDK bünyesinde olan ama hesapları açıklanmayan yatırım sermaye şirketlerinin zararı, bunları alan kamu kuruluşu Emlak Yatırım'ın buraya ne kadar ödeme yaptığı ve yapacağı da henüz belli değil. Buradan da bir zarar oluşacak.
Yanısıra vurgun nedeniyle borsada hisseleri düşen kamu şirketlerinin bulunması, Varlık Fonu'ndan yapılan müdahaleler de aslında birer kamu zararı kalemi olarak ortaya çıkıyor.
Fon vurgununun kamuya verdiği asıl zarar ise 'siyaset ve bürokrasi kurumuna vurduğu büyük darbe' diyebiliriz. Zaten güçlü olmayan güvenin iyice kaybolması ve büyük itibar kaybıyla karşı karşıyayız. Güvenin tesis edilememesi halinde yatırımcının, özellikle sermaye piyasalarına olan güveni sağlanamayacak, yanısıra yabancı sermayenin gelmesi çok zorlaşacak.
LİSTENİN YAYIMLANMASI GEREKİYOR
Güvenin yeniden sağlanması için yapılacak işlerin başında bu 'fon vurgunundan yararlananların, içeriden bilgi alanların ve fahiş karlar elde edenlerin listesinin tam olarak açıklanması' geliyor. Bununla birlikte bu işlerin içinde olan bürokratların açıklanması ve cezalandırılması sistemin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
İşte bu aşamada, 'tek başına Fatma Betül Sayan Kaya'nın cezalandırılmasının, vurguna karışan tüm sorumluların cezalandırıldığı anlamına gelmeyeceği' ortada. 'Muhalefetin baskısı üzerine Kaya'nın cezalandırılmak zorunda kalındığı' algısı kalacak, hep başka isimler üzerinde durulacak.
Bu tutuklama ile yetinilmesinin mümkün olamayacağı, yetersiz kalacağı, kamuoyundan gelen tepkilerde açıkça görülüyor. Çok sayıda bürokrat ve fon sorumlusu için davalar açıldı ama bu işe karışan, belki yönlendiren kişilerin, iktidara yakın siyasetçi ve bürokratların, bunların atamasını isteyenlerin, bu vurgunda katkısı olup olmadığı çok sıkı biçimde sorgulanmak zorunda.
Aksi takdirde yaratılan şüphelerin sonucu, 'bir çok partili ismin ve bürokratın isminin vurgun ile birlikte konuşulması' nın önüne geçilemez. Ödemeler zaman içinde tamamlanabilir, borsadaki etkileri zamanla giderilebilir ancak güven yeniden sağlanamazsa siyasetin ve ekonominin toparlanması imkansız. Bir ara unutulmuş görünebilir ama bu güven kaybı uzun yıllar ülkenin peşini bırakmaz.





