Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) - İBB Davası'nın 73. gününde tahliye talebinde bulunan Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, Tip-1 diyabet hastası oğlu Tuna'nın hastalığını yönetmekte zorlandığını belirterek, 'Oğlum elimden kayıp gidiyor. Kan değerleri olması gerekenin çok üzerinde. Onun yanında olamıyorum' ifadelerini kullandı. '16 aylık tutukluluk artık tedbir değil, ailece ödediğimiz ağır bir cezaya dönüştü' diyen Karaoğlu, adli kontrol hükümleri uygulanarak da olsa tahliye edilmesini istedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.

Bugün tahliye talebinde bulunan isimlerden biri de Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu oldu.

'ÖRGÜT ÜYESİ DEĞİLİM'

Eylem 58 ve 59 kapsamında Murat Özyeğin, Avni Çelik ve Kaan Yücel dosyalarına değinen Karaoğlu, ruhsat ve iskân süreçlerinde yaşanan gecikmelerin başvuru sahiplerinin eksik belgelerinden kaynaklandığını söyledi.

'Benim bulunduğum koltukta kim olsa kanun neyi emrediyorsa onu yapardı. Ben de onu yaptım' diyen Karaoğlu, örgüt üyeliği suçlamasını da reddetti. Karaoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde seçimden yaklaşık 1,5 yıl sonra göreve başladığını belirterek, 'Özel ekipte olsam daha önce gelmem gerekirdi. Göreve başladığımda yıllardır aynı müdürlükte çalışan kamu personeliyle çalıştım. Bağlı olduğum tek kurum devlettir' ifadelerini kullandı.

'KALP HASTASIYIM, ÇOCUKLARIMIN YANINDA OLAMIYORUM'

Savunmasının son bölümünde sağlık durumuna ve ailesine değinen Karaoğlu, 15 yıldır yüksek tansiyon hastası olduğunu, iki tansiyon ilacı kullandığını ve altı yıl önce ana kalp damarına stent takıldığını söyledi.

Kalp kapağında kaçak bulunduğunu, ileride kapak ameliyatı olmasının gerektiğini belirten Karaoğlu, cezaevi koşullarının hastalığını ağırlaştırdığını ifade etti.

80 yaşındaki babasının cilt kanseri ve böbrek nakli nedeniyle ağır sağlık sorunları yaşadığını, annesinin de ileri yaşta olduğunu anlatan Karaoğlu, 12 yaşındaki kızı Asya'nın kapalı görüşlere dayanamadığı için yalnızca açık görüşlere geldiğini söyledi.

Tip-1 diyabet hastası oğlu Tuna'nın ise hastalığını yönetmekte zorlandığını söyleyen Karaoğlu, 'Oğlum elimden kayıp gidiyor. Kan değerleri olması gerekenin çok üzerinde. Onun yanında olamıyorum' dedi.

'16 aylık tutukluluk artık tedbir değil, ailece ödediğimiz ağır bir cezaya dönüştü' diyen Karaoğlu, adli kontrol hükümleri uygulanarak da olsa tahliye edilmesini istedi.

'ADLİ YILIN İLK GÜNÜNDE BİR MESLEKTAŞIM İÇİN TAHLİYE İSTEMEK ZORUNDA KALACAĞIMI DÜŞÜNMEZDİM'

Daha sonra İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan'ın talep sırası geldi ancak, kendisi değil sadece avukatı söz aldı. Pehlivan'ın avukatı Hasan Fehmi Demir, yeni adli yılın ilk gününde bir meslektaşının bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunmasına ilişkin tahliye talebinde bulunmanın 'yargı teşkilatının durumunu gösteren trajik bir anlatım' olduğunu söyledi.

Demir, savunmasının başlangıcında hukuki kararların mutlaka somut bir dayanağa sahip olması gerektiğini vurgulayarak, Pehlivan'ın 19 Haziran 2025'ten bu yana özgürlüğünden yoksun bırakılmasının hukuken açıklanamayacağını savundu.

Türkiye Artemis Mutabakatı'na katıldı
Türkiye Artemis Mutabakatı'na katıldı
İçeriği Görüntüle

'AVUKATIN İŞİ, SUÇ İSNADI ALTINDAKİ İNSANA HUKUKİ HİZMET SUNMAKTIR'

Avukatlık mesleğinin niteliği üzerine değerlendirmelerde bulunan Demir, bir avukatın suç isnadı altındaki kişilerle görüşmesinin, hukuki hizmet vermesinin ve yaptığı görüşmeleri meslek sırrı kapsamında tutmasının suçlama konusu yapılamayacağını söyledi.

Demir, 'Yargıç için yargılamanın nesnesi olan sanık, avukat için özne, yani insandır' diyerek avukatın temel görevinin müvekkilinin haklarını ve özgürlüğünü korumak olduğunu ifade etti.

'OLAĞAN AVUKATLIK FAALİYETLERİ KRİMİNALİZE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR'

Demir, Pehlivan'a 19 Mart operasyonundan önce toplantı organize etmek, toplantılarda telefonları toplamak, dijital delillerin elde edilmesini engellemek, şüphelilere avukat belirlemek, avukatları organize etmek, savunma stratejisi oluşturmak, şüphelilere ifadelerin içeriğine ilişkin bilgi vermek ve bazı kişilerin yurt dışına kaçışını organize etmek gibi çok sayıda suçlama yöneltildiğini hatırlattı.

Bu iddiaları destekleyen somut delil bulunmadığını savunan Demir, 'İtibar edilebilecek, akla yakın, makul, ikna kabiliyeti bulunan tek bir somut kanıt bulunmamaktadır' dedi.

Demir, iddia makamının 'toplantı yapmak, avukat önermek, olası icraatlara karşı savunma stratejisi kurmak gibi olağan avukatlık faaliyetlerini kriminalize etmeye çalıştığını' savunarak, hangi kişinin yurt dışına kaçırılmasının organize edildiğinin veya hangi sanığa hangi avukatın önerildiğinin dahi açıklanmadığını söyledi.

'ÖRGÜTÜN 2014'TE KURULDUĞU İDDİA EDİLİYOR, PEHLİVAN İMAMOĞLU'NUN VEKÂLETİNİ 2024'TE ALDI'

Pehlivan'ın, CHP Milletvekili ve avukat Turan Taşkın Özer'in hukuk bürosunu 'örgütün hukuk ayağını planlamak' amacıyla kullandığı ve avukat Onur Büyükhatipoğlu'nu da bu organizasyona dahil ettiği iddiasına değinen Demir, iddianamenin kendi kronolojisine dikkat çekti.

İddianamede Ekrem İmamoğlu'nun lideri olduğu ileri sürülen örgütün 2014 yılında kurulduğunun iddia edildiğini belirten Demir, 'Örgütün hukuk ayağını oluşturmakla suçlanan Mehmet Pehlivan ise Sayın İmamoğlu'nun vekâletini 22 Temmuz 2024 tarihinde, yani 10 yıl sonra üstlenmiş ve bu tarihten itibaren hukuki hizmet sunmuştur' dedi.

'1 YIL 2 AY 13 GÜNDÜR ZİNDANDA; BU YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ'

Demir, Pehlivan'ın 'gerçek dışı, kanıtsız ve tutarsız' olarak nitelendirdiği iddialar nedeniyle 1 yıl 2 ay 13 gündür tutuklu olduğunu söyledi.

Savunmasının başındaki 'dayanak noktası' anlatımına dönerek Pehlivan'ın tutukluluğunun somut hukuki dayanağının bulunmadığını savunan Demir, '19 Haziran 2025 tarihinde Mehmet Pehlivan'ın dünyasını dayanaksız bir şekilde yerle bir edenlerin, kendini hiçbir kurala bağlı saymayan bir gücün olduğu bugün daha çok anlaşılmaktadır. Bu yanlıştan dönülmeli, Mehmet Pehlivan'ın esaretine son verilmelidir' dedi.

TORA PEKİN: 'BİR YILLIK SÜREYİ AŞMAK İÇİN UZATMA KARARI GEREKİYORDU; BÖYLE BİR KARAR YOK'

Pehlivan'ın diğer avukatı Tora Pekin ise tahliye talebini CMK'nin 102. maddesi üzerinden yaptı. Pehlivan'a isnat edilen TCK 220/2 ve 281/1 kapsamındaki suçların Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanında bulunduğunu belirten Pekin, davanın bağlantı nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesinin tutukluluk süresi bakımından bu durumu değiştirmediğini savundu.

Pekin, 'Mehmet Pehlivan yönünden, suçlandığı suçlar Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanında olduğu için, tutuklandığı 19 Haziran 2025'ten sonra bir yıl içerisinde ancak bir uzatma kararıyla tutukluluğu devam edebilirdi. Uzatma kararı verilmediği takdirde bir yılın sonunda serbest bırakılması gerekirdi' dedi.

'YASANIN EMREDİCİ HÜKMÜNE GÖRE DERHAL TAHLİYE EDİLMESİ GEREKİR'

Pekin, Pehlivan'ın dosyasının bağlantı nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesinin, isnat edilen suçların görev alanını değiştirmeyeceğini savunarak, 'Yasanın emredici hükmüne göre bir uzatma kararı vaktiyle alınmadığı için derhal tahliyesi gerektiği görüşündeyim' şeklinde konuştu.

Pekin, dosyadaki tutuklama kararlarının bireyselleştirilmiş gerekçeler içermediğini de savunarak, CMK'nin 100. maddesi bakımından da tutuklamanın istisnai bir koruma tedbiri olması gerektiğini vurguladı.

Pehlivan'ın tahliyesini isteyen Pekin, 'Öncelikle emredici norma, daha sonra sıkılıkla uyulması zorunlu kurallara bağlı norma dikkat edilerek yanlıştan dönülmesini ve müvekkilim, meslektaşım Avukat Mehmet Pehlivan'ın tahliyesine karar verilmesini talep ediyorum' dedi.

Duruşma, Adem Başer'in savunmasıyla devam ediyor.

Kaynak: ANKA