Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - İBB Davası sanıklarından Hakan Karanis, 'Ben Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı olduğumu ancak hiçbir şekilde iş takibi yapmadığımı defaatle söyledim. Dosya incelendiğinde herhangi bir iş takibi yaptığıma dair tek bir delil yoktur. 200 tutuklu ve tutuksuz sanık dinlendi ancak hiçbirinin beyanında adım geçmedi' dedi. Davanın grülmesine yarın devam edilecek.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında olduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor.
Davanın 73. gününde tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin alınmasına devam edildi. Beyanı alınan sanıklardan biri de Murat Gülibrahimoğlu'na ait Güney Cebeci şirketinin genel müdür yardımcısı Adem Başer oldu.
'DÖKÜM SAHASINDA GÖREVİM YOK, BAZ KAYDIM YOK; 12 AYDIR TUTUKLUYUM'
Cebeci hafriyat sahasına ilişkin 'Eylem 59' kapsamında yöneltilen suçlamaları reddederek, iddianamede görevine ilişkin yanlış bilgi bulunduğunu ve hakkındaki iddiaları destekleyen belge, yazışma, HTS, baz kaydı veya tanık beyanı olmadığını savundu. 12 aydır tutuklu olduğunu belirten Başer, soruşturma sürecinde iki kez ailesiyle yurt dışına çıkmasına ve aynı şirkette çalışan kişilerin tutuklandığını bilmesine rağmen Türkiye'ye geri döndüğünü belirterek tahliyesini talep etti.
'BENİM OLMAYAN BİR ŞİRKET YÜZÜNDEN 400 GÜNDÜR TUTUKLUYUM'
Ardından tutuklu iş insanı Hasan Tahsin Sönmez söz aldı. 'Vergi Usul Kanunu'na muhalefet' ve 'suç örgütüne yardım' ile suçlandığına işaret eden Sönmez, 400 gündür tutuklu olduğunu belirterek, dosyada söz konusu şirket hakkında olumsuz bir vergi inceleme raporu bulunmadığını savundu.
Sönmez, 'Tam 400 gündür benim olmayan bir şirketin işleyip işlemediği belli olmayan bir suçunun cezasını yatıyorum. Şu ana kadar suç işlediğime dair, hatta ortada bir suç olduğuna dair ne bir delil ne de somut bir veri vardır' dedi.
'EKREM İMAMOĞLU'NUN ÇOCUKLUK ARKADAŞIYIM AMA İŞ TAKİBİ YAPTIĞIMA DAİR TEK BİR DELİL YOK'
Daha sonra ise İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı tutuklu sanık Hakan Karanis kürsüye geçti.
Karanis, yaklaşık 1,5 yıldır tutuklu olduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Dosya kapsamında kendisine yöneltilen iki temel iddianın Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı olması ve 'iş takibi yaptığı' iddiası olduğunu söyleyen Karanis, yaklaşık 200 tutuklu ve tutuksuz sanığın dinlendiğini ancak hiçbirinin beyanında adının geçmediğini savundu.
Karanis, 'Ben Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı olduğumu ancak hiçbir şekilde iş takibi yapmadığımı defaatle söyledim. Dosya incelendiğinde herhangi bir iş takibi yaptığıma dair tek bir delil yoktur' dedi.
'HAYATIMDA BİR MADENİN KAPISINDAN İÇERİ GİRMEDİM'
Hakkında kamu zararına dolandırıcılık, evrakta sahtecilik ve Maden Kanunu'na muhalefet gibi suçlamaların bulunduğunu belirten Karanis, bunların tamamını reddetti.
Karanis, 'Ben kamuya bir kilo tekstil bile satmamışımdır. Hayatımda bir madenin kapısından içeri girmemişimdir. Orman Kanunu'na muhalefet deniyor; düşünüyorum, İstanbul'da ormana gittim mi? İnanın hiçbir ormana gittiğimi de hatırlamıyorum' dedi.
'KUZEY İSTANBUL'UN GENEL MÜDÜRÜ DEĞİLDİM; YANLIŞ BİLGİYLE TUTUKLANDIM'
Sonrasında harita mühendisi Yağmur Cansu Yeşilyurt söz aldı.
Yeşilyurt, tutuklama kararının kendisinin Kuzey İstanbul şirketinin genel müdürü olduğu yönündeki yanlış bilgi üzerine kurulduğunu savunarak tahliyesini talep etti. Ekim 2024'ten itibaren yalnızca Güney Cebeci şirketinde genel müdür olarak görev yaptığını belirten Yeşilyurt, 'Ben Kuzey İstanbul'un genel müdürü değildim, hiçbir zaman da olmadım' dedi. Yeşilyurt, hakkında herhangi bir MASAK raporu bulunmadığını, HTS ve baz kayıtlarının da örgütsel ilişkiyi göstermediğini savundu.
Yeşilyurt, maden sahasını denetlemeye yetkili kurumun MAPEG olduğunu, kamu kurumlarının izin ve görüşlerini denetleme ya da sorgulama yetkisinin bulunmadığını söyledi.
Cebeci maden bölgesi projesinde görevli akademisyen tarafından da suç isnat edilen dönemde kaçak döküme ilişkin herhangi bir tespit, tutanak, rapor veya uyarı hazırlanmadığını savunan Yeşilyurt, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen kişilerle herhangi bir eylem ve fikir birliği içinde bulunmadığını söyledi.
'Hiçbir suretle hukuka aykırı herhangi bir işlem ve eylemde bulunmadığım gibi hiçbir maddi çıkar da elde etmedim' diyen Yeşilyurt, savunmasını, 'Anayasa ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bana tanımış olduğu hakkımı talep ediyorum. Takdir yüce mahkemenizin' sözleriyle tamamladı.
Son olarak tutuklu sanık Arif Gürkan Alpay'ın tahliye talebi alındı. Davaya yarın devam edilecek.



