Haber: Esra TOKAT

(ANKARA) - Ankara'da 15 yaşındaki Fatih Acacı'nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, sanığın eyleminin 'kasten öldürme' kapsamında olduğunu vurgularken, olayın başlangıcında maktulden gelen saldırı nedeniyle 'haksız tahrik' indirimi uygulandığını belirtti.

Ankara'da 15 yaşındaki Fatih Acacı'yı, 12 bıçak darbesiyle öldüren suça sürüklenen çocuk D.G'ye, 'çocuğu kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimi uygulanarak verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı.

Olayın çıkış noktası: mesajlaşma ve yüz yüze görüşme

Mahkeme, olayın taraflar arasında maktulün kız arkadaşıyla yapılan mesajlaşmalar nedeniyle başlayan tartışmanın ardından geliştiği değerlendirmesinde bulundu. Dosyaya göre taraflar telefonla tartıştıktan sonra buluşma kararı aldı ve olay günü bir internet kafe önünde bir araya geldi. Gerekçede, tarafların birlikte parka geçerek konuşmaya devam ettiği, burada tartışmanın büyüyerek fiziki kavgaya dönüştüğü belirtildi.

Tanık beyanları: 'İlk yumruk maktulden geldi'

Kararda, olayın oluş şekline ilişkin en önemli delillerden birinin tanık anlatımları olduğu vurgulandı. Tanıkların büyük ölçüde örtüşen beyanlarına göre; taraflar arasında önce sözlü tartışma yaşandı, maktul Fatih Acacı sanığa ilk yumruğu attı, taraflar karşılıklı olarak birbirlerine vurdu ve boğuşma yaşandı. Mahkeme, bu anlatımlar doğrultusunda olayın başlangıcında 'ilk haksız hareketin maktulden geldiği' sonucuna ulaştı.

Bıçak kullanımı ve darbe sayısı: 'Öldürme kastı açık'

Adli Tıp Kurumu otopsi raporuna göre maktulün vücudunda 10'un üzerinde, toplamda 12 bıçak darbesi bulunduğu belirtildi. Mahkeme, bu darbe sayısının ve özellikle hayati bölgelere yönelmiş olmasının 'öldürme kastını açık biçimde ortaya koyduğunu' ifade etti.

Sanığın 'rastgele savurdum' şeklindeki savunmasının, darbe sayısı ve niteliği karşısında hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı vurgulandı. Kararda, çok sayıda ve etkili bıçak darbesinin, eylemin sadece yaralama amacıyla gerçekleştirildiği yönündeki savunmayı çürüttüğü kaydedildi.

Bıçağın kime ait olduğu belirlenemedi

Sanık, bıçağın maktule ait olduğunu ve kendisinin boğuşma sırasında ele geçirerek kullandığını ileri sürdü. Tanık beyanlarında ise bıçağın sanık tarafından saklandığı yönünde ifadelere yer verildi.

Mahkeme, bu çelişkili anlatımlara rağmen bıçağın kime ait olduğunun kesin olarak belirlenemediğini, ancak bu hususun suçun vasfını değiştirmediğini belirtti. Gerekçede, 'bıçağın kime ait olduğundan bağımsız olarak eylemin öldürme kastıyla gerçekleştirildiği' vurgulandı.

Meşru savunma değerlendirmesi: 'Şartlar oluşmadı'

Sanık ve müdafileri, eylemin meşru savunma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Mahkeme ise kararında, sanığın maruz kaldığı saldırının; süreklilik arz eden, kaçınılmaz ve ölüm tehlikesi doğuran bir saldırı niteliğinde olmadığı, bu nedenle meşru savunma şartlarının oluşmadığını değerlendirdi. Gerekçeli kararda, sanığın kendisini savunma sınırlarını aşarak saldırıyı ölümle sonuçlandırdığını ifade etti.

'Tasarlama ve canavarca his' iddiaları reddedildi

İBB davasında 33. gün: Ekrem İmamoğlu: 'Bu masum insanları bir an önce evine yollayın'
İBB davasında 33. gün: Ekrem İmamoğlu: 'Bu masum insanları bir an önce evine yollayın'
İçeriği Görüntüle

Katılan taraf, eylemin tasarlanarak ve canavarca hisle işlendiğini ileri sürdü. Bu kapsamda sanığın olay öncesi internet aramaları ve bazı görüntüler delil olarak sunuldu. Mahkeme, bu verilerin somut olayla doğrudan bağlantı kuracak nitelikte olmadığını belirtti. Olayın ani gelişen bir kavga sonucu meydana geldiği, önceden planlama yapıldığına dair kesin delil bulunmadığı kaydedildi. Bu nedenle TCK'daki nitelikli hallerin uygulanmadığı ifade edildi.

Mahkeme, ilk fiziki saldırının maktulden gelmesi, taraflar arasında anlık gelişen bir kavga yaşanması, olayın ani gelişmesi unsurlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar verildiğini belirtti. Mahkeme, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; eylemin 'kasten öldürme' suçu kapsamında olduğu, meşru savunma şartlarının oluşmadığı değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: ANKA