Gaziantep’te zeytin hasadı başladı. Yeşil zeytinlerin toplanmasıyla hareketlenen bahçelerde siyah zeytin hasadı da devam ediyor. Ancak üreticinin yüzü, hasadın başlamasıyla gülmüyor. Çünkü bir yıl boyunca ağacına bakan, toprağını işleyen, gübreleyen, budayan, ilaçlayan ve hasat için emek veren çiftçi, ürününü satacağı zaman ciddi bir ekonomik çıkmazla karşı karşıya kalıyor.

Bugün zeytin üreticisinin yaşadığı sorun yalnızca ürün fiyatlarının düşmesi değildir. Asıl mesele, üretim maliyetleri sürekli yükselirken çiftçinin satış fiyatını belirleme gücünü kaybetmesidir. İşçilikten mazota, gübreden ilaca, nakliyeden fabrikada sıkım ücretine kadar her kalemde maliyet artarken üreticinin eline geçen para azalıyor. Çiftçi, kendi toprağında üretim yapmasına rağmen emeğinin karşılığını alamıyor.

Gaziantep’te zeytin üreticisinin yaşadığı bu tablo, aslında Türkiye tarımının karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunların da bir göstergesidir. Fıstık üreticisinin yaşadığı sıkıntıların ardından zeytin üreticisinin de benzer ekonomik baskılarla karşılaşması, tarımsal üretimin geleceği açısından ciddi bir uyarıdır.

Bir ülkenin tarımsal gücü yalnızca sahip olduğu topraklarla ölçülmez. O toprakları işleyen, üreten ve geçimini tarımdan sağlayan insanın ekonomik olarak ayakta kalması gerekir. Çiftçi kazanamıyorsa üretim sürdürülemez. Üretim sürdürülemezse bunun bedelini yalnızca çiftçi değil, bütün toplum öder.

Olumlu Yanlar

• Gaziantep, zeytin ve Antep fıstığı başta olmak üzere önemli tarımsal üretim potansiyeline sahiptir.
• Zeytin ağaçları, yıllar boyunca ürün verebilen ve doğru bakım yapıldığında gelecek nesillere ekonomik değer aktarabilen önemli tarımsal varlıklardır.
• Üreticilerin Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olması, tarımsal faaliyetlerin izlenmesi ve destek politikalarının oluşturulması açısından önemli bir altyapı sağlamaktadır.
• Zeytin üretimi yalnızca çiftçinin gelir kaynağı değil, aynı zamanda bölgesel istihdam, gıda sanayisi ve ticaret açısından da önemli bir ekonomik faaliyettir.
• Zeytin fabrikaları, sıkım işletmeleri, nakliye sektörü ve ambalaj üreticileri, tarımsal üretim zincirinin birbirini tamamlayan unsurlarıdır.
• Kooperatifleşme, ortak depolama ve pazarlama sistemleri güçlendirildiğinde üreticinin pazarlık gücü artırılabilir.
• Zeytinliklerin korunması, tarımsal mirasın ve bölgenin üretim kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Olumsuz Yanlar

• Hasat işçiliği, budama, arazi sürümü, gübre, ilaç, mazot, sulama ve nakliye maliyetleri üreticinin ekonomik yükünü ağırlaştırmaktadır.
• Üreticilerden aktarılan bilgilere göre bazı bölgelerde hasat işçiliği maliyetleri neredeyse iki katına yaklaşırken fabrika sıkım ücretlerinde de işletmeye göre yüzde 20 ile yüzde 40 arasında artışlar yaşanabilmektedir.
• Geçen yıl 18 litrelik zeytinyağı tenekesinin 6.500-7.000 TL seviyelerine kadar alıcı bulduğu dönemler yaşandığı, bu yıl ise yaklaşık 5.500 TL civarında fiyatlardan söz edildiği belirtilmektedir. Ancak kalite, asit oranı ve satış koşulları dikkate alınmadan bu rakamlar kesin bir piyasa karşılaştırması olarak değerlendirilmemelidir.
• Çiftçinin hasat öncesinde ve sırasında yaptığı harcamaları karşılayacak nakit kaynağı bulunmadığında ürününü bekletme ve daha iyi fiyat arama imkânı ortadan kalkmaktadır.
• Borçlarını ödemek zorunda kalan üretici, çoğu zaman alıcının teklif ettiği fiyatı kabul etmek zorunda kalmaktadır.
• Bazı alıcıların birbirine yakın ve düşük fiyatlar verdiği yönündeki üretici şikâyetleri, rekabet koşullarının incelenmesini gerektiren önemli iddialardır.
• Fabrikalardaki sıkım, tartım, fire, randıman ve hizmet ücretlerinin yeterince şeffaf olmaması üretici ile işletme arasındaki güveni zedeleyebilmektedir.
• Tarım arazileri üzerindeki imar baskısı, üretim yapan çiftçinin ekonomik beklentileri ve mülkiyet hakkı bakımından yeni sorunlar doğurabilmektedir.
• Üreticinin emeğinin karşılığını alamaması, zeytinliklerin bakımının aksamasına, yeni ağaç dikiminin azalmasına ve genç kuşakların tarımdan uzaklaşmasına neden olabilir.
• Üretimin ekonomik olmaktan çıkması, uzun vadede gıda arzı ve tarımsal bağımsızlık açısından risk oluşturmaktadır.

Sonuç

Zeytin üreticisinin yaşadığı sorun, yalnızca bir sezonun ekonomik sıkıntısı olarak görülmemelidir. Bu mesele, Türkiye'nin üretim politikası, gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve ekonomik bağımsızlığıyla doğrudan ilgilidir.

Çiftçi bir yıl boyunca ağacına bakıyor, toprağını işliyor, işçi çalıştırıyor ve bütün masrafları üstleniyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürününü satabilmek için alıcının karşısında bekliyor. Üstelik çoğu zaman işçinin yevmiyesini, mazotçunun alacağını, gübrecinin borcunu ve fabrikadaki sıkım ücretini ödemek zorunda. Böyle bir ekonomik düzende üreticinin pazarlık gücünden söz etmek kolay değildir.

Devletin görevi yalnızca çiftçiyi kayıt altına almak ve üretim miktarını takip etmek değildir. Devlet, üretimin devamlılığını sağlayacak ekonomik koşulları da oluşturmalıdır. Üreticinin maliyetlerini dikkate alan referans fiyatlar, gerektiğinde kamu alım mekanizmaları, düşük faizli tarımsal finansman ve etkin piyasa denetimi bu sürecin temel unsurları olmalıdır.

Sofralık zeytin ile yağlık zeytin birbirinden ayrı değerlendirilmeli; kalite, kalibre, yağ oranı ve randıman gibi ölçütler fiyatlandırmada dikkate alınmalıdır. Üretici birlikleri ve kooperatifler güçlendirilmeli, hasat döneminde çiftçinin nakit ihtiyacını karşılayacak finansman modelleri geliştirilmelidir.

Bir diğer önemli konu da tarım arazilerinin geleceğidir. Verimli toprakların korunması elbette gereklidir. Ancak üretim yapan çiftçinin mülkiyet ve ekonomik hakları da adil planlama ilkeleri çerçevesinde gözetilmelidir. Yıllarca emek verilmiş, ağaç yetiştirilmiş ve üretim yapılmış bir arazinin yalnızca tarımsal niteliği nedeniyle ekonomik açıdan değersizleşmesi, üreticinin geleceğe olan güvenini zayıflatabilir.

Unutulmamalıdır ki zeytin ağacını korumak, yalnızca ağacı korumak değildir. O ağaca yıllarca emek veren çiftçiyi, ailesini, üretim kültürünü ve ülkenin gıda geleceğini korumaktır.

Psikolojik Perspektif

Çiftçilik yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda sabır, emek, aidiyet ve gelecek beklentisi üzerine kurulu bir yaşam biçimidir. Bir çiftçi ağacını diktiğinde yalnızca bugünü düşünmez. Yıllar sonrasını, çocuklarını ve kendisinden sonraki kuşakları da düşünür.

Ancak sürekli artan maliyetler ve emeğinin karşılığını alamama duygusu, üreticide ciddi bir umutsuzluk oluşturabilir. Bir yıl boyunca çalışıp hasat sonunda borçlarını dahi karşılayamayan çiftçi, zamanla üretime olan inancını kaybedebilir.

Bu durum yalnızca maddi kayıp değildir. Çiftçinin kendisini değersiz hissetmesine, geleceğe ilişkin beklentilerinin zayıflamasına ve mesleğinden uzaklaşmasına yol açabilir. Üretici, toprağına bağlı kalmak isterken ekonomik koşullar nedeniyle üretimden vazgeçme noktasına gelebilir.

Gençlerin tarımdan uzaklaşması da bu psikolojik ve ekonomik tablonun önemli sonuçlarından biridir. Genç bir insan, ailesinden gördüğü çiftçilik mesleğinin kendisine güvenli bir gelecek sunmadığını düşünürse başka alanlara yönelir. Böylece yalnızca bir meslek değil, kuşaklar boyunca aktarılan üretim tecrübesi de kaybolmaya başlar.

Toplumun çiftçiye bakışı da değişmelidir. Çiftçi, yalnızca ürününü pazara getiren bir satıcı değildir. O, ülkenin gıda güvenliğini sağlayan temel aktörlerden biridir. Üreticinin emeğine saygı göstermek, ekonomik ve toplumsal bir sorumluluktur.

Uygulamaya Dönük Öneriler

• Gaziantep ve çevresindeki zeytin üretim bölgelerinde gerçek üretim maliyetleri bağımsız biçimde hesaplanmalı, sofralık ve yağlık zeytin için ayrı referans fiyatlar açıklanmalıdır.
• Üreticiyi koruyacak kamu alım mekanizması oluşturulmalı; ihtiyaç hâlinde TMO veya görevlendirilecek yetkili kuruluşlar aracılığıyla alım yapılabilmelidir.
• Zeytin fabrikalarının sıkım, tartım, fire, randıman ve hizmet ücretleri şeffaflaştırılmalı, üreticinin ödediği bedeller denetlenebilir hâle getirilmelidir.
• Alıcılar arasında fiyat koordinasyonu veya rekabeti sınırlayan anlaşma bulunduğu yönündeki iddialar Rekabet Kurumu tarafından incelenmelidir.
• Hasat işçiliği, mazot, gübre, ilaç, sulama, budama ve nakliye giderleri için üreticiye doğrudan destek sağlanmalıdır.
• Hasat dönemindeki nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla düşük faizli, erişilebilir ve zamanında ödenen tarımsal finansman imkânları geliştirilmelidir.
• Zeytin üreticilerinin kooperatifleşmesi teşvik edilmeli, ortak işleme, depolama ve pazarlama altyapısı güçlendirilmelidir.
• Lisanslı depoculuk ve üretici birliklerinin pazarlama kapasitesi geliştirilerek çiftçinin ürününü hasat döneminde zorunlu olarak elinden çıkarmasının önüne geçilmelidir.
• Tarım arazileri imar planlarında korunurken üretim yapan çiftçinin mülkiyet hakkı ve ekonomik sürdürülebilirliği gözetilmelidir.
• ÇKS kayıtları ve tarımsal destekler, gerçekten üretim yapan çiftçiyi koruyacak ve üretime devam etmesini sağlayacak biçimde düzenlenmelidir.
• Zeytinliklerin bakımı, gençleştirilmesi ve yeni zeytin ağaçlarının dikilmesi için uzun vadeli destek programları uygulanmalıdır.
• Gençlerin tarıma yönelmesini sağlayacak teknoloji, makineleşme, eğitim ve finansman projeleri hayata geçirilmelidir.

Okuyucuya Sorular

  1. Bir çiftçi bir yıl boyunca üretim yapıp hasat sonunda masraflarını dahi karşılayamıyorsa bu üretim düzeni ne kadar sürdürülebilir?
  2. İşçilik, gübre, mazot ve sıkım maliyetleri yükselirken üreticinin satış fiyatının gerilemesi nasıl açıklanabilir?
  3. Üretici, borçlarını ödeyebilmek için ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalıyorsa gerçekten serbest bir piyasadan söz edebilir miyiz?
  4. Zeytin alım fiyatlarının oluşumuna ilişkin üretici şikâyetleri neden kapsamlı biçimde araştırılmasın?
  5. Devlet, üreticinin zarar etmesini önleyecek referans fiyat ve alım mekanizmalarını neden daha etkin kullanmasın?
  6. Tarım arazilerini korurken yıllarca o topraklarda üretim yapan çiftçinin ekonomik hakları nasıl güvence altına alınmalıdır?
  7. Bugün zeytin ağacına bakım yapamayan çiftçi, yarın aynı ağaçtan nasıl verim alacaktır?
  8. Gençlerin tarımdan uzaklaştığı bir ülkede geleceğin gıda ihtiyacını kim karşılayacaktır?
  9. Fıstık üreticisinin ardından zeytin üreticisi de ekonomik sıkıntıya düşüyorsa Gaziantep'in tarımsal geleceği için hangi önlemler alınmalıdır?
  10. Çiftçinin emeğini korumayan bir ekonomi, uzun vadede kendi gıda güvenliğini koruyabilir mi?

Unutmayın; bir zeytin ağacının yetişmesi yıllar alır, ancak üreticinin umudunu kaybetmesi çok daha kısa sürer. Çiftçiyi yalnız bırakırsak yalnızca bir üreticiyi değil, toprağımızı, bereketimizi ve geleceğimizi kaybederiz.

Zeytin Dalında Kalmasın, Çiftçi Borçla Ezilmesin. Üreten Kazansın Ki Türkiye Kazansın!