Türkiye’de son dönemde “terörden arındırılmış bir gelecek” söylemi üzerinden yürütülen tartışmalar, bazı komisyonların terör örgütü mensuplarıyla görüşme arayışlarına kadar genişletilmiştir. Meclis çatısı altında bulunan kimi milletvekillerinin, bir komisyon raporu hazırlamak adına İmralı’ya gitmeleri yönünde ortaya çıkan öneriler, demokratik işleyişin değil, terör psikolojisinin bir parçası hâline gelen tehlikeli bir zemin yaratmaktadır.

Bu ülkede terörle mücadele, yıllardır binlerce şehidin omuzunda, yüz binlerce gencin fedakârlığında ve milletin ortak iradesinde şekillenmiştir. Devlet aklının temel taşı; suç odağıyla masaya oturmak değil, hukuk ve güvenlik eksenli mücadeleyi kararlılıkla yürütmektir. Ne var ki, zaman zaman iktidar veya siyasi ortaklıklar, bu çizgide belirsizliğe kapı aralayan söylemler üretebilmektedir. Böylesi söylemler, milletin vicdanında karşılık bulmaz; çünkü terörle mücadelede yön bulan değil, yön veren bir devlet iradesi beklenir.

Bir başka siyasi çevrenin “Gerekirse ben giderim” türünden meydan okuma niteliğindeki açıklamaları ise milli duruşla bağdaşmamaktadır. Devleti temsil eden kişinin terörle mücadelede sembolik veya fiili bir yakınlık görüntüsü vermesi, millî hafızada derin yaralar açar. Bu tür söylemler, milletin mücadele azmini değil, terör örgütünün propagandasını besleyen sonuçlar doğurur.

Devletin muhatabı terör değildir; devletin muhatabı millettir. Terör örgütleriyle temas arayışları, “çözüm” değil, milletin iradesine gölge düşüren zayıflık işaretidir. Gerçek mücadele; dağa, mağaraya, sokağa, şehir yapılanmalarına ve uluslararası bağlantılarına karşı kararlılık göstermekle yürütülür. İmralı’ya gitmek, terörün tarihsel meşruiyet arayışına kapı aralamaktır. Oysa terörle mücadelenin tek dili vardır: Hukuk, caydırıcılık ve milli kararlılık.

OLUMLU YANLAR

Devletin otoritesini pekiştirir: Terör örgütüyle mesafe korunursa devletin meşruiyeti ve kararlılığı güçlenir.

Milli birlik duygusunu artırır: Millet, devleti arkasında gördüğünde güven hissi yükselir.

Güvenlik politikalarında tutarlılık sağlar: Terörle mücadelenin tek çizgide yürütülmesi, sahadaki askeri ve istihbari başarıları destekler.

Uluslararası arenada net duruş sergiler: Devlet tavizsiz bir çizgide olduğunda küresel partnerler de bu kararlılığı dikkate alır.

Toplumsal hafızaya sahip çıkar: Şehitlerin emanetine sadakat gösterilir.

OLUMSUZ YANLAR

Siyasi açıklıkların terör tarafından istismar edilmesi: İmralı odaklı tartışmalar örgütün propaganda alanını genişletebilir.

Kamuoyunda güven erozyonu: Devlet temsilcilerinin çelişkili söylemleri toplumsal güveni zedeler.

Mücadele iradesinin zayıf görünmesi: Terörle masaya oturma görüntüsü, kararlılığın sorgulanmasına yol açabilir.

Milli birliğin yara alması: Devletin terörle arasındaki mesafenin bulanıklaşması toplumda gerilim yaratır.

Güvenlik güçlerinin moral motivasyonunun düşmesi: Saha mücadelesi veren personel için bu tür söylemler olumsuz etkiler doğurabilir.

SONUÇ

Terörle mücadelenin yolu İmralı’ya gitmekten değil, Türkiye’nin her karış toprağında tavizsiz, kararlı ve milli bir strateji yürütmekten geçer. Terör örgütüyle temas arayışı, hiçbir dönemde çözüm üretmemiş; aksine yeni tehditlerin kapısını açmıştır. Devletin görevi, terörle pazarlık etmek değil, millete güven vermektir. Silahı susan değil, silahsızlandırılan bir terör tehdidi gerçek çözümün başlangıcıdır.

PSİKOLOJİK PERSPEKTİF

Terör, toplumun kolektif zihninde en büyük travmalardan biridir. Bu nedenle terörle ilgili atılan her adım, yalnızca siyasi değil, psikolojik sonuçlar da doğurur. Devletin duruşu ne kadar net olursa, toplumun travma eşiği ve dayanıklılığı o kadar güçlü olur. Tersi durumlar, toplumda kafa karışıklığı, güven kaybı ve kolektif belirsizlik oluşturur. Bu nedenle devlet söylemi, toplumsal psikolojiyi koruma sorumluluğunu taşır.

UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER

Terörle mücadelede söylem birliği oluşturulmalıdır.

Devlet temsilcileri, terörle ilgili açıklamalarında kesin ve tutarlı bir çizgiyi korumalıdır.

Milli hafıza, şehitlik bilinci ve toplumsal hassasiyetler göz önünde tutulmalıdır.

İmralı merkezli tartışmaların medya ve siyasette meşruiyet kazanmasına izin verilmemelidir.

Kamuoyuna karşı birlik ve kararlılığı hissettiren söylemler güçlendirilmelidir.

OKUYUCUYA SORULAR

Sizce terörle mücadelenin en etkili yöntemi nedir?

Terör örgütleriyle temas arayışının toplumsal hafızaya etkisi nasıl olur?

Devletin kararlı duruşu toplumun psikolojisini nasıl etkiler?

Sizce siyasi kurumların terör karşısında söylem birliği sağlaması neden önemlidir?

Terörle mücadelede hangi ilkeler vazgeçilmezdir