“Din arabın, hukuk sizin(Roma) harp Türklüğündür.”
Büyük Türk düşünürü Hüseyin Nihal Atsız’ın bu sözü, Türk milletinin tarih boyunca savaş meydanlarında taşıdığı ruhu anlatan güçlü ifadelerden biridir
23 Ağustos 1921…
Türk milletinin kaderinin yeniden yazıldığı gün.
Anadolu’nun ortasında başlayan Sakarya Meydan Muharebesi, yalnızca Türk ve Yunan ordularının karşı karşıya geldiği bir savaş değildi. Bu savaş, yüzyıllardır devam eden bir geri çekilişin sona erip ermeyeceğinin belirlendiği tarihî bir dönüm noktasıydı.
Ve Mustafa Kemal Paşa, savaşın en kritik anlarından birinde tarihe geçen o emri verdi:
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”
Bu cümle, sıradan bir askerî emir değildi.
Bir savunma hattının kaybedilmesinin savaşın kaybedilmesi anlamına gelmediğini söylüyordu. Türk ordusu gerektiğinde geri çekilecek, yeniden mevzilenecek, fakat vatanın hiçbir karışını mücadele dışında bırakmayacaktı.
Çünkü artık savunulacak tek bir mevzi yoktu.Savunulacak olan bütün vatandı.
Sakarya'nın anlamını anlayabilmek için yalnızca 1921'e değil, geriye doğru yüzlerce yıllık Türk tarihine bakmak gerekir.
1683…
İkinci Viyana Kuşatması'nın ardından başlayan büyük geri çekiliş…Avrupa'dan Balkanlar'a, Balkanlar'dan Rumeli'ye, ardından Anadolu'nun içlerine kadar uzanan savaşlar ve kaybedilen topraklar…Türk milleti yüzyıllar boyunca durmadan geriye çekilmişti.
İşte Sakarya, bu uzun geri çekilişin durduğu yerdi.Ankara'nın kapılarına kadar gelen Yunan ordusu, yalnızca bir şehri ele geçirmek istemiyordu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni etkisiz hâle getirerek Millî Mücadele'nin siyasi ve askerî merkezini ortadan kaldırmak istiyordu.
Ankara'da endişe büyüyordu.
Meclisin Kayseri'ye taşınması dahi tartışılıyordu.
Yunan toplarının sesi Ankara'dan duyulurken, herkes aynı soruyu soruyordu:
“Ya Ankara düşerse?”
Fakat Mustafa Kemal Paşa
-İşittim ki bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla Milli Meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler. Ben bu kutsal davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz. Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağı alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, kutsal bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.” der.
Sakarya'da Türk ordusu yalnızca Yunan ordusuyla savaşmadı.Açlıkla savaştı.Yorgunlukla savaştı.Cephanenin yetersizliğiyle savaştı.Ve belki de en önemlisi, yüzyıllardır devam eden geri çekiliş psikolojisiyle savaştı.Sakarya Meydan Muharebesi tam 22 gün 22 gece sürdü.22 gün boyunca Türk ordusu yalnızca toprağı değil, Türk milletinin geleceğini savundu.
Sakarya Nehri'nin kıyılarında verilen mücadele, savaşın sonunda yalnızca askerî bir zafer getirmedi. Türk ordusunun ve Türk milletinin kaderini değiştirdi.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İsmet İnönü'den Fevzi Çakmak'a, cephede görev yapan subaylardan ismi tarih kitaplarına dahi girmeyen Mehmetçiklere kadar…
“Biz buradayız.”
Ve Sakarya'nın üzerinden 105 yıl geçmesine rağmen o ses hâlâ duyuluyor.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını ve Sakarya'da vatan uğruna şehit düşen Mehmetçiklerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad olsun.
Ve onların bize bıraktığı bu kutlu vatanda, sonsuza kadar yankılansın:
Ne mutlu Türk'üm diyene!