Havalar soğudu, yağmurlar başladı. Kimi evinde sıcak çayını yudumlarken kimi battaniyesine sarılıp soğuğun geçmesini bekliyor. Peki ya sokakta yaşayan canlar? Onlar soğuktan korunabilecekleri bir yuva bulabilmek, karınlarını doyurabilmek ve bir yudum temiz su içebilmek için yaşam mücadelesi veriyor.
Yağmur altında ıslanan, rüzgârın karşısında sığınacak bir köşe arayan, su basmış alanlarda kendisine kuru bir yer bulmaya çalışan sokak hayvanları için sonbahar ve kış ayları çok daha zor geçiyor. Üstelik şiddetli yağışlarla birlikte yaşanan seller, onların yaşamını doğrudan tehdit ediyor. Bir anda yükselen sular; barınma alanlarını, mama noktalarını ve hayvanların sığındığı kuytu köşeleri yok edebiliyor.
Bizler için sıradan bir yağmurlu gün, onlar için hayatta kalma mücadelesine dönüşebiliyor.
Bir kap mama, bir kap su; belki de bir hayat demek!
Sokak hayvanlarına yardım etmek için büyük imkânlara sahip olmamız gerekmiyor. Kapımızın önüne koyacağımız bir kap mama, temiz suyla dolduracağımız bir kap, soğuktan korunabilecekleri güvenli ve kuru bir alan onlar için çok şey ifade ediyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntıyı unutmamalıyız: Mama ve su kaplarını yağmur altında, su biriken veya sel riski bulunan noktalara bırakmamalıyız. Kapları mümkün olduğunca korunaklı, güvenli ve kolay ulaşılabilir yerlere yerleştirmeli; yağmur suyuyla dolan, kirlenen veya devrilen kapları düzenli olarak kontrol etmeliyiz.
Soğuk havalarda su kaplarındaki suyu sık sık yenilemek, temiz suya erişimlerini sağlamak ve mama noktalarını kuru tutmak hayati önem taşıyor. Bir kap suyun kirlenmesi ya da mama kabının yağmurla dolması, iyi niyetle yapılan bir yardımın amacına ulaşmasını engelleyebilir.
Yardım etmek kadar, doğru yerde ve doğru şekilde yardım etmek de önemlidir.
Sellerde en çok onlar savunmasız kalıyor
Şiddetli yağışlar ve seller yaşandığında bizler evlerimize, güvenli alanlara ya da yüksek noktalara ulaşmaya çalışıyoruz. Sokakta yaşayan hayvanların ise böyle bir imkânı her zaman bulunmuyor.
Özellikle su baskını riski taşıyan bölgelerde yaşayan hayvanlar için önceden tedbir alınması gerekiyor. Belediyeler, veterinerlik birimleri ve ilgili kurumlar riskli alanları belirlemeli; hayvanların güvenli bölgelere ulaşabilmesi için gerekli önlemleri almalıdır.
Sel sırasında mahsur kalan veya yaralanan hayvanlar görüldüğünde, kendi güvenliğimizi tehlikeye atmadan yetkililerden yardım istemeliyiz. Çünkü bir canı kurtarmak isterken ikinci bir canın daha tehlikeye girmesine izin vermemeliyiz.
Ayrıca hayvanların sığındığı alanları, kulübeleri ve mama noktalarını yağışlardan önce kontrol etmek; suyun altında kalabilecek bölgelerdeki beslenme noktalarını daha güvenli yerlere taşımak da hepimizin katkı sunabileceği önemli adımlardır.
Belediyelerin sorumluluğu yağmurla birlikte sona ermiyor
Sokak hayvanlarının yaşam koşullarını iyileştirmek yalnızca gönüllülerin ve hayvanseverlerin omuzlarına bırakılamaz. Yerel yönetimler, özellikle kış aylarında ve yoğun yağış dönemlerinde beslenme, barınma ve veterinerlik hizmetlerini planlı biçimde yürütmelidir.
Mama ve su noktalarının düzenli kontrol edilmesi, güvenli barınma alanlarının oluşturulması, sel riski bulunan bölgelerde önleyici tedbirlerin alınması ve hasta ya da yaralı hayvanlara zamanında müdahale edilmesi gerekiyor.
Bir belediyenin başarısı yalnızca yaptığı yollarla, düzenlediği etkinliklerle veya yayımladığı açıklamalarla ölçülmez. O kentin en savunmasız canlıları için ne yaptığı da bu başarının bir parçasıdır.
Hayvan hakları, yalnızca güzel havalarda hatırlanacak bir konu değildir. Asıl sorumluluk, yağmur başladığında, soğuk kendisini hissettirdiğinde ve sokaklar suyla dolduğunda ortaya çıkar.
Bu kış bir canı da sen koru!
Değerli okurlar, şimdi kendimize şu soruyu soralım: Dışarıda soğukta kalan bir can için ne yapabiliriz?
Kapımızın önüne korunaklı bir noktada mama ve temiz su bırakabiliriz. Uygun bir yere, yağmur ve rüzgârdan koruyan güvenli bir kulübe yerleştirilmesine destek olabiliriz. Mahallemizdeki mama kaplarını kontrol edebilir, kirlenen suları değiştirebilir, sel riski taşıyan bölgelerdeki hayvanlar için yetkililere bilgi verebiliriz.
Bunları yaparken çevre temizliğini de gözetmeli, kapları yaya geçişlerini engellemeyecek noktalara koymalı ve beslenme alanlarını düzenli tutmalıyız.
Bazen bir kap mama, bazen bir kap temiz su, bazen de doğru zamanda yapılan bir yardım çağrısı bir canın hayatında büyük bir fark yaratabilir.
Unutmayalım: Yağmur hepimize yağıyor ama herkesin sığınabileceği bir çatısı yok.
Bu kış yalnızca kendimizi değil, sokaklarımızı paylaştığımız canları da düşünelim. Soğuğa karşı dayanışmayı, açlığa karşı paylaşmayı, sellere karşı tedbiri büyütelim.
Çünkü merhamet, yalnızca üzülmek değil; harekete geçmektir.
Bir kap mama koy, bir kap temiz su bırak, bir canı yalnız bırakma.